Câsiye Suresi

37 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
حمٓ١
Hâ-mîm.

Ha, Mim.

تَنزِيلُٱلْكِتَـٰبِمِنَٱللَّهِٱلْعَزِيزِٱلْحَكِيمِ٢
Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-l’azîzi-lhakîm.

Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.

إِنَّفِىٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِلَـَٔايَـٰتٍلِّلْمُؤْمِنِينَ٣
İnne fi-ssemâvâti vel'ardi leâyâtil lilmü'minîn.

Göklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır.

وَفِىخَلْقِكُمْوَمَايَبُثُّمِندَآبَّةٍءَايَـٰتٌلِّقَوْمٍيُوقِنُونَ٤
Vefî halkiküm vemâ yebüssü min dâbbetin âyâtül likavmiy yûkinûn.

Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.

وَٱخْتِلَـٰفِٱلَّيْلِوَٱلنَّهَارِوَمَآأَنزَلَٱللَّهُمِنَٱلسَّمَآءِمِنرِّزْقٍفَأَحْيَابِهِٱلْأَرْضَبَعْدَمَوْتِهَاوَتَصْرِيفِٱلرِّيَـٰحِءَايَـٰتٌلِّقَوْمٍيَعْقِلُونَ٥
Vahtilâfi-lleyli vennehâri vemâ enzele-llâhü mine-ssemâi mir rizkin feahyâ bihi-l'arda ba’de mevtihâ vetasrîfi-rriyâhi âyâtül likavmiy ya’kilûn.

Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.

تِلْكَءَايَـٰتُٱللَّهِنَتْلُوهَاعَلَيْكَبِٱلْحَقِّفَبِأَىِّحَدِيثٍبَعْدَٱللَّهِوَءَايَـٰتِهِيُؤْمِنُونَ٦
Tilke âyâtü-llâhi netlûhâ ’aleyke bilhakk. febieyyi hadîsim ba’de-llâhi veâyâtihî yü'minûn.

İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?

وَيْلٌلِّكُلِّأَفَّاكٍأَثِيمٍ٧
Veylül likülli effâkin esîm.

Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.

يَسْمَعُءَايَـٰتِٱللَّهِتُتْلَىٰعَلَيْهِثُمَّيُصِرُّمُسْتَكْبِرًاكَأَنلَّمْيَسْمَعْهَافَبَشِّرْهُبِعَذَابٍأَلِيمٍ٨
Yesme’u âyâti-llâhi tütlâ ’aleyhi sümme yüsirru müstekbiran keel lem yesma’hâ. febeşşirhü bi’azâbin elîm.

Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.

وَإِذَاعَلِمَمِنْءَايَـٰتِنَاشَيْـًٔاٱتَّخَذَهَاهُزُوًاأُولَـٰٓئِكَلَهُمْعَذَابٌمُّهِينٌ٩
Veizâ ’alime min âyâtinâ şey'en-ttehazehâ hüzüvâ. ülâike lehüm ’azâbüm mühîn.

Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.

مِّنوَرَآئِهِمْجَهَنَّمُوَلَايُغْنِىعَنْهُممَّاكَسَبُواشَيْـًٔاوَلَامَاٱتَّخَذُوامِندُونِٱللَّهِأَوْلِيَآءَوَلَهُمْعَذَابٌعَظِيمٌ١٠
Miv verâihim cehennem. velâ yugnî ’anhüm mâ kesebû şey'ev velâ me-ttehazû min dûni-llâhi evliyâ'. velehüm ’azâbün ’azîm.

Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.

هَـٰذَاهُدًىوَٱلَّذِينَكَفَرُوابِـَٔايَـٰتِرَبِّهِمْلَهُمْعَذَابٌمِّنرِّجْزٍأَلِيمٌ١١
Hâzâ hüdâ. vellezîne keferû biâyâti rabbihim lehüm ’azâbüm mir riczin elîm.

İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.

ٱللَّهُٱلَّذِىسَخَّرَلَكُمُٱلْبَحْرَلِتَجْرِىَٱلْفُلْكُفِيهِبِأَمْرِهِوَلِتَبْتَغُوامِنفَضْلِهِوَلَعَلَّكُمْتَشْكُرُونَ١٢
Allâhü-llezî sehhara lekümü-lbahra litecriye-lfülkü fîhi biemrihî velitebtegû min fadlihî vele’alleküm teşkürûn.

Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz.

وَسَخَّرَلَكُممَّافِىٱلسَّمَـٰوَٰتِوَمَافِىٱلْأَرْضِجَمِيعًامِّنْهُإِنَّفِىذَٰلِكَلَـَٔايَـٰتٍلِّقَوْمٍيَتَفَكَّرُونَ١٣
Vesehhara leküm mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'ardi cemî’am minh. inne fî zâlike leâyâtil likavmiy yetefekkerûn.

Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.

قُللِّلَّذِينَءَامَنُوايَغْفِرُوالِلَّذِينَلَايَرْجُونَأَيَّامَٱللَّهِلِيَجْزِىَقَوْمًابِمَاكَانُوايَكْسِبُونَ١٤
Kul lillezîne âmenû yagfirû lillezîne lâ yercûne eyyâme-llâhi liyecziye kavmem bimâ kânû yeksibûn.

İnanmışlara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karşılık cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar.

مَنْعَمِلَصَـٰلِحًافَلِنَفْسِهِوَمَنْأَسَآءَفَعَلَيْهَاثُمَّإِلَىٰرَبِّكُمْتُرْجَعُونَ١٥
Men ’amile sâlihan felinefsih. vemen esâe fe’aleyhâ. sümme ilâ rabbiküm türce’ûn.

Kim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.

وَلَقَدْءَاتَيْنَابَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَٱلْكِتَـٰبَوَٱلْحُكْمَوَٱلنُّبُوَّةَوَرَزَقْنَـٰهُممِّنَٱلطَّيِّبَـٰتِوَفَضَّلْنَـٰهُمْعَلَىٱلْعَـٰلَمِينَ١٦
Velekad âteynâ benî isrâîle-lkitâbe velhukme vennübüvvete verazaknâhüm mine-ttayyibâti vefeddalnâhüm ’ale-l’âlemîn.

And olsun ki Biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz şeylerle rızıklandırdık; onları dünyalara üstün kıldık.

وَءَاتَيْنَـٰهُمبَيِّنَـٰتٍمِّنَٱلْأَمْرِفَمَاٱخْتَلَفُوٓاإِلَّامِنبَعْدِمَاجَآءَهُمُٱلْعِلْمُبَغْيًابَيْنَهُمْإِنَّرَبَّكَيَقْضِىبَيْنَهُمْيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِفِيمَاكَانُوافِيهِيَخْتَلِفُونَ١٧
Veâteynâhüm beyyinâtim mine-l'emr. feme-htelefû illâ mim ba’di mâ câehümü-l’ilmü bagyem beynehüm. inne rabbeke yakdî beynehüm yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn.

Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.

ثُمَّجَعَلْنَـٰكَعَلَىٰشَرِيعَةٍمِّنَٱلْأَمْرِفَٱتَّبِعْهَاوَلَاتَتَّبِعْأَهْوَآءَٱلَّذِينَلَايَعْلَمُونَ١٨
Sümme ce’alnâke ’alâ şerî’atim mine-l'emri fettebi’hâ velâ tettebi’ ehvâe-llezîne lâ ya’lemûn.

Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

إِنَّهُمْلَنيُغْنُواعَنكَمِنَٱللَّهِشَيْـًٔاوَإِنَّٱلظَّـٰلِمِينَبَعْضُهُمْأَوْلِيَآءُبَعْضٍوَٱللَّهُوَلِىُّٱلْمُتَّقِينَ١٩
İnnehüm ley yugnû ’anke mine-llâhi şey'â. veinne-zzâlimîne ba’duhüm evliyâü ba’d. vellâhü veliyyü-lmüttekîn.

Şüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır.

هَـٰذَابَصَـٰٓئِرُلِلنَّاسِوَهُدًىوَرَحْمَةٌلِّقَوْمٍيُوقِنُونَ٢٠
Hâzâ besâiru linnâsi vehüdev verahmetül likavmiy yûkinûn.

Bu Kuran, insanlar için açık belgeler; kesin olarak inanan millet için doğruluk rehberi ve rahmettir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay