Mâide Suresi

120 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوٓاأَوْفُوابِٱلْعُقُودِأُحِلَّتْلَكُمبَهِيمَةُٱلْأَنْعَـٰمِإِلَّامَايُتْلَىٰعَلَيْكُمْغَيْرَمُحِلِّىٱلصَّيْدِوَأَنتُمْحُرُمٌإِنَّٱللَّهَيَحْكُمُمَايُرِيدُ١
Yâ eyyühe-llezîne âmenû evfû bil’ukûd. ühillet leküm behîmetü-l'en’âmi illâ mâ yütlâ ’aleyküm gayra mühilli-ssaydi veentüm hurum. inne-llâhe yahkümü mâ yürîd.

Ey İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوالَاتُحِلُّواشَعَـٰٓئِرَٱللَّهِوَلَاٱلشَّهْرَٱلْحَرَامَوَلَاٱلْهَدْىَوَلَاٱلْقَلَـٰٓئِدَوَلَآءَآمِّينَٱلْبَيْتَٱلْحَرَامَيَبْتَغُونَفَضْلًامِّنرَّبِّهِمْوَرِضْوَٰنًاوَإِذَاحَلَلْتُمْفَٱصْطَادُواوَلَايَجْرِمَنَّكُمْشَنَـَٔانُقَوْمٍأَنصَدُّوكُمْعَنِٱلْمَسْجِدِٱلْحَرَامِأَنتَعْتَدُواوَتَعَاوَنُواعَلَىٱلْبِرِّوَٱلتَّقْوَىٰوَلَاتَعَاوَنُواعَلَىٱلْإِثْمِوَٱلْعُدْوَٰنِوَٱتَّقُواٱللَّهَإِنَّٱللَّهَشَدِيدُٱلْعِقَابِ٢
Yâ eyyühe-llezîne âmenû lâ tühillû şe’âira-llâhi vele-şşehra-lharâme vele-lhedye vele-lkalâide velâ âmmîne-lbeyte-lharâme yebtegûne fadlem mir rabbihim veridvânâ. veizâ haleltüm fastâdû. velâ yecrimenneküm şeneânü kavmin en saddûküm ’ani-lmescidi-lharâmi en ta’tedû. vete’âvenû ’ale-lbirri vettakvâ. velâ te’âvenû ’ale-l'ismi vel’udvân. vetteku-llâh. inne-llâhe şedîdü-l’ikâb.

Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.

حُرِّمَتْعَلَيْكُمُٱلْمَيْتَةُوَٱلدَّمُوَلَحْمُٱلْخِنزِيرِوَمَآأُهِلَّلِغَيْرِٱللَّهِبِهِوَٱلْمُنْخَنِقَةُوَٱلْمَوْقُوذَةُوَٱلْمُتَرَدِّيَةُوَٱلنَّطِيحَةُوَمَآأَكَلَٱلسَّبُعُإِلَّامَاذَكَّيْتُمْوَمَاذُبِحَعَلَىٱلنُّصُبِوَأَنتَسْتَقْسِمُوابِٱلْأَزْلَـٰمِذَٰلِكُمْفِسْقٌٱلْيَوْمَيَئِسَٱلَّذِينَكَفَرُوامِندِينِكُمْفَلَاتَخْشَوْهُمْوَٱخْشَوْنِٱلْيَوْمَأَكْمَلْتُلَكُمْدِينَكُمْوَأَتْمَمْتُعَلَيْكُمْنِعْمَتِىوَرَضِيتُلَكُمُٱلْإِسْلَـٰمَدِينًافَمَنِٱضْطُرَّفِىمَخْمَصَةٍغَيْرَمُتَجَانِفٍلِّإِثْمٍفَإِنَّٱللَّهَغَفُورٌرَّحِيمٌ٣
Hurrimet ’aleykümü-lmeytetü veddemü velahmü-lhinzîri vemâ ühille ligayri-llâhi bihî velmünhanikatü velmevkûzetü velmüteraddiyetü vennetîhatü vemâ ekele-ssebü’u illâ mâ zekkeytüm vemâ zübiha ’ale-nnüsubi veen testaksimû bil'ezlâm. zâliküm fisk. elyevme yeise-llezîne keferû min dîniküm felâ tahşevhüm vahşevn. elyevme ekmeltü leküm dîneküm veetmemtü ’aleyküm ni’metî veradîtü lekümü-l'islâme dînâ. femeni-dturra fî mahmesatin gayra mütecânifil liismin feinne-llâhe gafûrur rahîm.

Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır.

يَسْـَٔلُونَكَمَاذَآأُحِلَّلَهُمْقُلْأُحِلَّلَكُمُٱلطَّيِّبَـٰتُوَمَاعَلَّمْتُممِّنَٱلْجَوَارِحِمُكَلِّبِينَتُعَلِّمُونَهُنَّمِمَّاعَلَّمَكُمُٱللَّهُفَكُلُوامِمَّآأَمْسَكْنَعَلَيْكُمْوَٱذْكُرُواٱسْمَٱللَّهِعَلَيْهِوَٱتَّقُواٱللَّهَإِنَّٱللَّهَسَرِيعُٱلْحِسَابِ٤
Yes'elûneke mâzâ ühille lehüm. kul ühille lekümu-ttayyibâtü vemâ ’allemtüm mine-lcevârihi mükellibîne tü’allimûnehünne mimmâ ’allemekümü-llâh. fekülû mimmâ emsekne ’aleyküm vezkürü-sme-llâhi ’aleyh. vetteku-llâh. inne-llâhe serî’u-lhisâb.

Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür.

ٱلْيَوْمَأُحِلَّلَكُمُٱلطَّيِّبَـٰتُوَطَعَامُٱلَّذِينَأُوتُواٱلْكِتَـٰبَحِلٌّلَّكُمْوَطَعَامُكُمْحِلٌّلَّهُمْوَٱلْمُحْصَنَـٰتُمِنَٱلْمُؤْمِنَـٰتِوَٱلْمُحْصَنَـٰتُمِنَٱلَّذِينَأُوتُواٱلْكِتَـٰبَمِنقَبْلِكُمْإِذَآءَاتَيْتُمُوهُنَّأُجُورَهُنَّمُحْصِنِينَغَيْرَمُسَـٰفِحِينَوَلَامُتَّخِذِىٓأَخْدَانٍوَمَنيَكْفُرْبِٱلْإِيمَـٰنِفَقَدْحَبِطَعَمَلُهُوَهُوَفِىٱلْـَٔاخِرَةِمِنَٱلْخَـٰسِرِينَ٥
Elyevme ühille lekümu-ttayyibât. veta’âmü-llezîne ûtü-lkitâbe hillül leküm. veta’âmüküm hillül lehüm. velmuhsanâtü mine-lmü'minâti velmuhsanâtü mine-llezîne ûtü-lkitâbe min kabliküm izâ âteytümûhünne ücûrahünne muhsinîne gayra müsâfihîne velâ müttehizî ahdân. vemey yekfür bil'îmâni fekad habita ’amelüh. vehüve fi-l'âhirati mine-lhâsirîn.

Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوٓاإِذَاقُمْتُمْإِلَىٱلصَّلَوٰةِفَٱغْسِلُواوُجُوهَكُمْوَأَيْدِيَكُمْإِلَىٱلْمَرَافِقِوَٱمْسَحُوابِرُءُوسِكُمْوَأَرْجُلَكُمْإِلَىٱلْكَعْبَيْنِوَإِنكُنتُمْجُنُبًافَٱطَّهَّرُواوَإِنكُنتُممَّرْضَىٰٓأَوْعَلَىٰسَفَرٍأَوْجَآءَأَحَدٌمِّنكُممِّنَٱلْغَآئِطِأَوْلَـٰمَسْتُمُٱلنِّسَآءَفَلَمْتَجِدُوامَآءًفَتَيَمَّمُواصَعِيدًاطَيِّبًافَٱمْسَحُوابِوُجُوهِكُمْوَأَيْدِيكُممِّنْهُمَايُرِيدُٱللَّهُلِيَجْعَلَعَلَيْكُممِّنْحَرَجٍوَلَـٰكِنيُرِيدُلِيُطَهِّرَكُمْوَلِيُتِمَّنِعْمَتَهُعَلَيْكُمْلَعَلَّكُمْتَشْكُرُونَ٦
Yâ eyyühe-llezîne âmenû izâ kumtüm ile-ssalâti fagsilû vucûheküm veeydiyeküm ile-lmerâfiki vemsehû biruûsiküm veercüleküm ile-lka’beyn. vein küntüm cünüben fettahherû. vein küntüm merdâ ev ’alâ seferin ev câe ehadüm minküm mine-lgâiti ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû sa’îden tayyiben femsehû bivucûhiküm veeydîküm minh. mâ yürîdü-llâhü liyec’ale ’aleyküm min haraciv velâkiy yürîdü liyütahhiraküm veliyütimme ni’metehû ’aleyküm le’alleküm teşkürûn.

Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

وَٱذْكُرُوانِعْمَةَٱللَّهِعَلَيْكُمْوَمِيثَـٰقَهُٱلَّذِىوَاثَقَكُمبِهِٓإِذْقُلْتُمْسَمِعْنَاوَأَطَعْنَاوَٱتَّقُواٱللَّهَإِنَّٱللَّهَعَلِيمٌبِذَاتِٱلصُّدُورِ٧
Vezkürû ni’mete-llâhi ’aleyküm vemîsâkahü-llezî vâsekaküm bihî iz kultüm semi’nâ veeta’nâ. vetteku-llâh. inne-llâhe ’alîmüm bizâti-ssudûr.

Allah'ın size olan nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah'tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُواكُونُواقَوَّٰمِينَلِلَّهِشُهَدَآءَبِٱلْقِسْطِوَلَايَجْرِمَنَّكُمْشَنَـَٔانُقَوْمٍعَلَىٰٓأَلَّاتَعْدِلُواٱعْدِلُواهُوَأَقْرَبُلِلتَّقْوَىٰوَٱتَّقُواٱللَّهَإِنَّٱللَّهَخَبِيرٌبِمَاتَعْمَلُونَ٨
Yâ eyyühe-llezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şühedâe bilkist. velâ yecrimenneküm şeneânü kavmin ’alâ ellâ ta’dilû. i’dilû. hüve akrabü littakvâ. vetteku-llâh. inne-llâhe habîrum bimâ ta’melûn.

Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar'dır.

وَعَدَٱللَّهُٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِلَهُممَّغْفِرَةٌوَأَجْرٌعَظِيمٌ٩
Ve’ade-llâhü-llezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti lehüm magfiratüv veecrun ’azîm.

Allah, inananlara ve yararlı işler işleyenlere mağfiret ve büyük ecir olduğunu vadetmiştir.

وَٱلَّذِينَكَفَرُواوَكَذَّبُوابِـَٔايَـٰتِنَآأُولَـٰٓئِكَأَصْحَـٰبُٱلْجَحِيمِ١٠
Vellezîne keferû vekezzebû biâyâtinâ ülâike ashâbü-lcehîm.

İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُواٱذْكُرُوانِعْمَتَٱللَّهِعَلَيْكُمْإِذْهَمَّقَوْمٌأَنيَبْسُطُوٓاإِلَيْكُمْأَيْدِيَهُمْفَكَفَّأَيْدِيَهُمْعَنكُمْوَٱتَّقُواٱللَّهَوَعَلَىٱللَّهِفَلْيَتَوَكَّلِٱلْمُؤْمِنُونَ١١
Yâ eyyühe-llezîne âmenü-zkürû ni’mete-llâhi ’aleyküm iz hemme kavmün ey yebsütû ileyküm eydiyehüm fekeffe eydiyehüm ’anküm. vetteku-llâh. ve’ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.

وَلَقَدْأَخَذَٱللَّهُمِيثَـٰقَبَنِىٓإِسْرَٰٓءِيلَوَبَعَثْنَامِنْهُمُٱثْنَىْعَشَرَنَقِيبًاوَقَالَٱللَّهُإِنِّىمَعَكُمْلَئِنْأَقَمْتُمُٱلصَّلَوٰةَوَءَاتَيْتُمُٱلزَّكَوٰةَوَءَامَنتُمبِرُسُلِىوَعَزَّرْتُمُوهُمْوَأَقْرَضْتُمُٱللَّهَقَرْضًاحَسَنًالَّأُكَفِّرَنَّعَنكُمْسَيِّـَٔاتِكُمْوَلَأُدْخِلَنَّكُمْجَنَّـٰتٍتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَـٰرُفَمَنكَفَرَبَعْدَذَٰلِكَمِنكُمْفَقَدْضَلَّسَوَآءَٱلسَّبِيلِ١٢
Velekad ehaze-llâhü mîsâka benî isrâîl. vebe’asnâ minhümü-sney ’aşera nekîbâ. vekâle-llâhü innî me’aküm. lein ekamtümu-ssalâte veâteytümü-zzekâte veâmentüm birusülî ve’azzertümûhüm veakradtümü-llâhe kardan hasenel leükeffiranne ’anküm seyyiâtiküm veleüdhilenneküm cennâtin tecrî min tahtihe-l'enhâr. femen kefera ba’de zâlike minküm fekad dalle sevâe-ssebîl.

And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi.

فَبِمَانَقْضِهِممِّيثَـٰقَهُمْلَعَنَّـٰهُمْوَجَعَلْنَاقُلُوبَهُمْقَـٰسِيَةًيُحَرِّفُونَٱلْكَلِمَعَنمَّوَاضِعِهِوَنَسُواحَظًّامِّمَّاذُكِّرُوابِهِوَلَاتَزَالُتَطَّلِعُعَلَىٰخَآئِنَةٍمِّنْهُمْإِلَّاقَلِيلًامِّنْهُمْفَٱعْفُعَنْهُمْوَٱصْفَحْإِنَّٱللَّهَيُحِبُّٱلْمُحْسِنِينَ١٣
Febimâ nakdihim mîsâkahüm le’annâhüm vece’alnâ kulûbehüm kâsiyeh. yüharrifûne-lkelime ’am mevâdi’ihî venesû hazzam mimmâ zükkirû bih. velâ tezâlü tettali’u ’alâ hâinetim minhüm illâ kalîlem minhüm fa’fü ’anhüm vasfah. inne-llâhe yühibbü-lmuhsinîn.

Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.

وَمِنَٱلَّذِينَقَالُوٓاإِنَّانَصَـٰرَىٰٓأَخَذْنَامِيثَـٰقَهُمْفَنَسُواحَظًّامِّمَّاذُكِّرُوابِهِفَأَغْرَيْنَابَيْنَهُمُٱلْعَدَاوَةَوَٱلْبَغْضَآءَإِلَىٰيَوْمِٱلْقِيَـٰمَةِوَسَوْفَيُنَبِّئُهُمُٱللَّهُبِمَاكَانُوايَصْنَعُونَ١٤
Vemine-llezîne kâlû innâ nesârâ ehaznâ mîsâkahüm fenesû hazzam mimmâ zükkirû bih. feagraynâ beynehümü-l’adâvete velbagdâe ilâ yevmi-lkiyâmeh. vesevfe yünebbiühümü-llâhü bimâ kânû yasne’ûn.

"Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

يَـٰٓأَهْلَٱلْكِتَـٰبِقَدْجَآءَكُمْرَسُولُنَايُبَيِّنُلَكُمْكَثِيرًامِّمَّاكُنتُمْتُخْفُونَمِنَٱلْكِتَـٰبِوَيَعْفُواعَنكَثِيرٍقَدْجَآءَكُممِّنَٱللَّهِنُورٌوَكِتَـٰبٌمُّبِينٌ١٥
Yâ ehle-lkitâbi kad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm kesîram mimmâ küntüm tuhfûne mine-lkitâbi veya’fû ’an kesîr. kad câeküm mine-llâhi nûruv vekitâbüm mübîn.

Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

يَهْدِىبِهِٱللَّهُمَنِٱتَّبَعَرِضْوَٰنَهُسُبُلَٱلسَّلَـٰمِوَيُخْرِجُهُممِّنَٱلظُّلُمَـٰتِإِلَىٱلنُّورِبِإِذْنِهِوَيَهْدِيهِمْإِلَىٰصِرَٰطٍمُّسْتَقِيمٍ١٦
Yehdî bihi-llâhü meni-ttebe’a ridvânehû sübüle-sselâmi veyuhricühüm mine-zzulümâti ile-nnûri biiznihî veyehdîhim ilâ sirâtim müstekîm.

Allah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.

لَّقَدْكَفَرَٱلَّذِينَقَالُوٓاإِنَّٱللَّهَهُوَٱلْمَسِيحُٱبْنُمَرْيَمَقُلْفَمَنيَمْلِكُمِنَٱللَّهِشَيْـًٔاإِنْأَرَادَأَنيُهْلِكَٱلْمَسِيحَٱبْنَمَرْيَمَوَأُمَّهُوَمَنفِىٱلْأَرْضِجَمِيعًاوَلِلَّهِمُلْكُٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَمَابَيْنَهُمَايَخْلُقُمَايَشَآءُوَٱللَّهُعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ١٧
Lekad kefera-llezîne kâlû inne-llâhe hüve-lmesîhu-bnü meryem. kul femey yemlikü mine-llâhi şey'en in erâde ey yühlike-lmesîha-bne meryeme veümmehû vemen fi-l'ardi cemî’â. velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'ardi vemâ beynehümâ. yahlüku mâ yeşâ'. vellâhü ’alâ külli şey'in kadîr.

"Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.

وَقَالَتِٱلْيَهُودُوَٱلنَّصَـٰرَىٰنَحْنُأَبْنَـٰٓؤُاٱللَّهِوَأَحِبَّـٰٓؤُهُقُلْفَلِمَيُعَذِّبُكُمبِذُنُوبِكُمبَلْأَنتُمبَشَرٌمِّمَّنْخَلَقَيَغْفِرُلِمَنيَشَآءُوَيُعَذِّبُمَنيَشَآءُوَلِلَّهِمُلْكُٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَمَابَيْنَهُمَاوَإِلَيْهِٱلْمَصِيرُ١٨
Vekâleti-lyehûdü vennesârâ nahnü ebnâü-llâhi veehibbâüh. kul felime yü’azzibüküm bizünûbiküm. bel entüm beşerum mimmen halek. yagfiru limey yeşâü veyü’azzibü mey yeşâ'. velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'ardi vemâ beynehümâ. veileyhi-lmesîr.

Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır.

يَـٰٓأَهْلَٱلْكِتَـٰبِقَدْجَآءَكُمْرَسُولُنَايُبَيِّنُلَكُمْعَلَىٰفَتْرَةٍمِّنَٱلرُّسُلِأَنتَقُولُوامَاجَآءَنَامِنبَشِيرٍوَلَانَذِيرٍفَقَدْجَآءَكُمبَشِيرٌوَنَذِيرٌوَٱللَّهُعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ١٩
Yâ ehle-lkitâbi kad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm ’alâ fetratim mine-rrusüli en tekûlû mâ câenâ mim beşîriv velâ nezîr. fekad câeküm beşîruv venezîr. vellâhü ’alâ külli şey'in kadîr.

Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.

وَإِذْقَالَمُوسَىٰلِقَوْمِهِيَـٰقَوْمِٱذْكُرُوانِعْمَةَٱللَّهِعَلَيْكُمْإِذْجَعَلَفِيكُمْأَنبِيَآءَوَجَعَلَكُممُّلُوكًاوَءَاتَىٰكُممَّالَمْيُؤْتِأَحَدًامِّنَٱلْعَـٰلَمِينَ٢٠
Veiz kâle mûsâ likavmihî yâ kavmi-zkürû ni’mete-llâhi ’aleyküm iz ce’ale fîküm embiyâe vece’aleküm mülûkâ. veâtâküm mâ lem yü'ti ehadem mine-l’âlemîn.

Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir".

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay