Nisâ Suresi

176 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُٱتَّقُوارَبَّكُمُٱلَّذِىخَلَقَكُممِّننَّفْسٍوَٰحِدَةٍوَخَلَقَمِنْهَازَوْجَهَاوَبَثَّمِنْهُمَارِجَالًاكَثِيرًاوَنِسَآءًوَٱتَّقُواٱللَّهَٱلَّذِىتَسَآءَلُونَبِهِوَٱلْأَرْحَامَإِنَّٱللَّهَكَانَعَلَيْكُمْرَقِيبًا١
Yâ eyyühe-nnâsü-ttekû rabbekümü-llezî halekaküm min nefsiv vâhidetiv vehaleka minhâ zevcehâ vebesse minhümâ ricâlen kesîrav venisââ. vetteku-llâhe-llezî tesâelûne bihî vel'erhâm. inne-llâhe kâne ’aleyküm rakîbâ.

Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.

وَءَاتُواٱلْيَتَـٰمَىٰٓأَمْوَٰلَهُمْوَلَاتَتَبَدَّلُواٱلْخَبِيثَبِٱلطَّيِّبِوَلَاتَأْكُلُوٓاأَمْوَٰلَهُمْإِلَىٰٓأَمْوَٰلِكُمْإِنَّهُكَانَحُوبًاكَبِيرًا٢
Veâtü-lyetâmâ emvâlehüm velâ tetebeddelü-lhabîse bittayyib. velâ te'külû emvâlehüm ilâ emvâliküm. innehû kâne hûben kebîrâ.

Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin, onların mallariyle kendi mallarınızı karıştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur.

وَإِنْخِفْتُمْأَلَّاتُقْسِطُوافِىٱلْيَتَـٰمَىٰفَٱنكِحُوامَاطَابَلَكُممِّنَٱلنِّسَآءِمَثْنَىٰوَثُلَـٰثَوَرُبَـٰعَفَإِنْخِفْتُمْأَلَّاتَعْدِلُوافَوَٰحِدَةًأَوْمَامَلَكَتْأَيْمَـٰنُكُمْذَٰلِكَأَدْنَىٰٓأَلَّاتَعُولُوا٣
Vein hiftüm ellâ tuksitû fi-lyetâmâ fenkihû mâ tâbe leküm mine-nnisâi mesnâ vesülâse verubâ’. fein hiftüm ellâ ta’dilû fevâhideten ev mâ meleket eymânüküm. zâlike ednâ ellâ te’ûlû.

Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.

وَءَاتُواٱلنِّسَآءَصَدُقَـٰتِهِنَّنِحْلَةًفَإِنطِبْنَلَكُمْعَنشَىْءٍمِّنْهُنَفْسًافَكُلُوهُهَنِيٓـًٔامَّرِيٓـًٔا٤
Veâtü-nnisâe sadükâtihinne nihleh. fein tibne leküm ’an şey'im minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.

Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.

وَلَاتُؤْتُواٱلسُّفَهَآءَأَمْوَٰلَكُمُٱلَّتِىجَعَلَٱللَّهُلَكُمْقِيَـٰمًاوَٱرْزُقُوهُمْفِيهَاوَٱكْسُوهُمْوَقُولُوالَهُمْقَوْلًامَّعْرُوفًا٥
Velâ tü'tü-ssüfehâe emvâlekümü-lletî ce’ale-llâhü leküm kiyâmev verzükûhüm fîhâ veksûhüm vekûlû lehüm kavlem ma’rûfâ.

Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

وَٱبْتَلُواٱلْيَتَـٰمَىٰحَتَّىٰٓإِذَابَلَغُواٱلنِّكَاحَفَإِنْءَانَسْتُممِّنْهُمْرُشْدًافَٱدْفَعُوٓاإِلَيْهِمْأَمْوَٰلَهُمْوَلَاتَأْكُلُوهَآإِسْرَافًاوَبِدَارًاأَنيَكْبَرُواوَمَنكَانَغَنِيًّافَلْيَسْتَعْفِفْوَمَنكَانَفَقِيرًافَلْيَأْكُلْبِٱلْمَعْرُوفِفَإِذَادَفَعْتُمْإِلَيْهِمْأَمْوَٰلَهُمْفَأَشْهِدُواعَلَيْهِمْوَكَفَىٰبِٱللَّهِحَسِيبًا٦
Vebtelü-lyetâmâ hattâ izâ belegü-nnikâh. fein ânestüm minhüm ruşden fedfe’û ileyhim emvâlehüm. velâ te'külûhâ isrâfev vebidâran ey yekberû. vemen kâne ganiyyen felyesta’fif. vemen kâne fekîran felye'kül bilma’rûf. feizâ defa’tüm ileyhim emvâlehüm feeşhidû ’aleyhim. vekefâ billâhi hasîbâ.

Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.

لِّلرِّجَالِنَصِيبٌمِّمَّاتَرَكَٱلْوَٰلِدَانِوَٱلْأَقْرَبُونَوَلِلنِّسَآءِنَصِيبٌمِّمَّاتَرَكَٱلْوَٰلِدَانِوَٱلْأَقْرَبُونَمِمَّاقَلَّمِنْهُأَوْكَثُرَنَصِيبًامَّفْرُوضًا٧
Lirricâli nesîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'akrabûn. velinnisâi nesîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'akrabûne mimmâ kalle minhü ev kesür. nesîbem mefrûdâ.

Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.

وَإِذَاحَضَرَٱلْقِسْمَةَأُولُواٱلْقُرْبَىٰوَٱلْيَتَـٰمَىٰوَٱلْمَسَـٰكِينُفَٱرْزُقُوهُممِّنْهُوَقُولُوالَهُمْقَوْلًامَّعْرُوفًا٨
Veizâ hadara-lkismete ülü-lkurbâ velyetâmâ velmesâkînü ferzükûhüm minhü vekûlû lehüm kavlem ma’rûfâ.

Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.

وَلْيَخْشَٱلَّذِينَلَوْتَرَكُوامِنْخَلْفِهِمْذُرِّيَّةًضِعَـٰفًاخَافُواعَلَيْهِمْفَلْيَتَّقُواٱللَّهَوَلْيَقُولُواقَوْلًاسَدِيدًا٩
Velyahşe-llezîne lev terakû min halfihim zürriyyeten di’âfen hâfû ’aleyhim. felyetteku-llâhe velyekûlû kavlen sedîdâ.

Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.

إِنَّٱلَّذِينَيَأْكُلُونَأَمْوَٰلَٱلْيَتَـٰمَىٰظُلْمًاإِنَّمَايَأْكُلُونَفِىبُطُونِهِمْنَارًاوَسَيَصْلَوْنَسَعِيرًا١٠
İnne-llezîne ye'külûne emvâle-lyetâmâ zulmen innemâ ye'külûne fî bütûnihim nârâ. veseyaslevne se’îrâ.

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.

يُوصِيكُمُٱللَّهُفِىٓأَوْلَـٰدِكُمْلِلذَّكَرِمِثْلُحَظِّٱلْأُنثَيَيْنِفَإِنكُنَّنِسَآءًفَوْقَٱثْنَتَيْنِفَلَهُنَّثُلُثَامَاتَرَكَوَإِنكَانَتْوَٰحِدَةًفَلَهَاٱلنِّصْفُوَلِأَبَوَيْهِلِكُلِّوَٰحِدٍمِّنْهُمَاٱلسُّدُسُمِمَّاتَرَكَإِنكَانَلَهُوَلَدٌفَإِنلَّمْيَكُنلَّهُوَلَدٌوَوَرِثَهُٓأَبَوَاهُفَلِأُمِّهِٱلثُّلُثُفَإِنكَانَلَهُٓإِخْوَةٌفَلِأُمِّهِٱلسُّدُسُمِنبَعْدِوَصِيَّةٍيُوصِىبِهَآأَوْدَيْنٍءَابَآؤُكُمْوَأَبْنَآؤُكُمْلَاتَدْرُونَأَيُّهُمْأَقْرَبُلَكُمْنَفْعًافَرِيضَةًمِّنَٱللَّهِإِنَّٱللَّهَكَانَعَلِيمًاحَكِيمًا١١
Yûsîkümü-llâhü fî evlâdiküm lizzekeri mislü hazzi-l'ünseyeyn. fein künne nisâen fevka-sneteyni felehünne sülüsâ mâ terak. vein kânet vâhideten felehe-nnisf. veliebeveyhi likülli vâhidim minhüme-ssüdüsü mimmâ terake in kâne lehû veled. feil lem yekül lehû veledüv veverisehû ebevâhü feliümmihi-ssülüs. fein kâne lehû ihvetün feliümmihi-ssüdüsü mim ba’di vesiyyetiy yûsî bihâ ev deyn. âbâüküm veebnâüküm. lâ tedrûne eyyühüm akrabü leküm nef’â. ferîdatem mine-llâh. inne-llâhe kâne ’alîmen hakîmâ.

Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.

وَلَكُمْنِصْفُمَاتَرَكَأَزْوَٰجُكُمْإِنلَّمْيَكُنلَّهُنَّوَلَدٌفَإِنكَانَلَهُنَّوَلَدٌفَلَكُمُٱلرُّبُعُمِمَّاتَرَكْنَمِنبَعْدِوَصِيَّةٍيُوصِينَبِهَآأَوْدَيْنٍوَلَهُنَّٱلرُّبُعُمِمَّاتَرَكْتُمْإِنلَّمْيَكُنلَّكُمْوَلَدٌفَإِنكَانَلَكُمْوَلَدٌفَلَهُنَّٱلثُّمُنُمِمَّاتَرَكْتُممِّنبَعْدِوَصِيَّةٍتُوصُونَبِهَآأَوْدَيْنٍوَإِنكَانَرَجُلٌيُورَثُكَلَـٰلَةًأَوِٱمْرَأَةٌوَلَهُٓأَخٌأَوْأُخْتٌفَلِكُلِّوَٰحِدٍمِّنْهُمَاٱلسُّدُسُفَإِنكَانُوٓاأَكْثَرَمِنذَٰلِكَفَهُمْشُرَكَآءُفِىٱلثُّلُثِمِنبَعْدِوَصِيَّةٍيُوصَىٰبِهَآأَوْدَيْنٍغَيْرَمُضَآرٍّوَصِيَّةًمِّنَٱللَّهِوَٱللَّهُعَلِيمٌحَلِيمٌ١٢
Veleküm nisfü mâ terake ezvâcüküm il lem yekül lehünne veled. fein kâne lehünne veledün felekümü-rrubü’u mimmâ terakne mim ba’di vesiyyetiy yûsîne bihâ ev deyn. velehünne-rrubü’u mimmâ teraktüm il lem yekül leküm veled. fein kâne leküm veledün felehünne-ssümünü mimmâ teraktüm mim ba’di vesiyyetin tûsûne bihâ ev deyn. vein kâne racülüy yûrasü kelâleten evi-mraetüv velehû ehun ev uhtün felikülli vâhidim minhüme-ssüdüs. fein kânû eksera min zâlike fehüm şürakâü fi-ssülüsi mim ba’di vesiyyetiy yûsâ bihâ ev deynin gayra müdârr. vesiyyetem mine-llâh. vellâhü ’alîmün halîm.

Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim'dir.

تِلْكَحُدُودُٱللَّهِوَمَنيُطِعِٱللَّهَوَرَسُولَهُيُدْخِلْهُجَنَّـٰتٍتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَـٰرُخَـٰلِدِينَفِيهَاوَذَٰلِكَٱلْفَوْزُٱلْعَظِيمُ١٣
Tilke hudûdü-llâh. vemey yüti’i-llâhe verasûlehû yüdhilhü cennâtin tecrî min tahtihe-l'enhâru hâlidîne fîhâ. vezâlike-lfevzü-l’azîm.

Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük kurtuluş budur.

وَمَنيَعْصِٱللَّهَوَرَسُولَهُوَيَتَعَدَّحُدُودَهُيُدْخِلْهُنَارًاخَـٰلِدًافِيهَاوَلَهُعَذَابٌمُّهِينٌ١٤
Vemey ya’si-llâhe verasûlehû veyete’addâ hudûdehû yüdhilhü nâran hâliden fîhâ. velehû ’azâbüm mühîn.

Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.

وَٱلَّـٰتِىيَأْتِينَٱلْفَـٰحِشَةَمِننِّسَآئِكُمْفَٱسْتَشْهِدُواعَلَيْهِنَّأَرْبَعَةًمِّنكُمْفَإِنشَهِدُوافَأَمْسِكُوهُنَّفِىٱلْبُيُوتِحَتَّىٰيَتَوَفَّىٰهُنَّٱلْمَوْتُأَوْيَجْعَلَٱللَّهُلَهُنَّسَبِيلًا١٥
Vellâtî ye'tîne-lfâhişete min nisâiküm festeşhidû ’aleyhinne erbe’atem minküm. fein şehidû feemsikûhünne fi-lbüyûti hattâ yeteveffâhünne-lmevtü ev yec’ale-llâhü lehünne sebîlâ.

Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.

وَٱلَّذَانِيَأْتِيَـٰنِهَامِنكُمْفَـَٔاذُوهُمَافَإِنتَابَاوَأَصْلَحَافَأَعْرِضُواعَنْهُمَآإِنَّٱللَّهَكَانَتَوَّابًارَّحِيمًا١٦
Vellezâni ye'tiyânihâ minküm feâzûhümâ. fein tâbâ veaslehâ fea’ridû ’anhümâ. inne-llâhe kâne tevvâber rahîmâ.

İçinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tevbe edip düzeltirlerse onları bırakın. Doğrusu Allah tevbeleri daima kabul ve merhamet eder.

إِنَّمَاٱلتَّوْبَةُعَلَىٱللَّهِلِلَّذِينَيَعْمَلُونَٱلسُّوٓءَبِجَهَـٰلَةٍثُمَّيَتُوبُونَمِنقَرِيبٍفَأُولَـٰٓئِكَيَتُوبُٱللَّهُعَلَيْهِمْوَكَانَٱللَّهُعَلِيمًاحَكِيمًا١٧
İnneme-ttevbetü ’ale-llâhi lillezîne ya’melûne-ssûe bicehâletin sümme yetûbûne min karîbin feülâike yetûbü-llâhü ’aleyhim. vekâne-llâhü ’alîmen hakîmâ.

Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen'dir, Hakim olandır.

وَلَيْسَتِٱلتَّوْبَةُلِلَّذِينَيَعْمَلُونَٱلسَّيِّـَٔاتِحَتَّىٰٓإِذَاحَضَرَأَحَدَهُمُٱلْمَوْتُقَالَإِنِّىتُبْتُٱلْـَٔـٰنَوَلَاٱلَّذِينَيَمُوتُونَوَهُمْكُفَّارٌأُولَـٰٓئِكَأَعْتَدْنَالَهُمْعَذَابًاأَلِيمًا١٨
Veleyseti-ttevbetü lillezîne ya’melûne-sseyyiât. hattâ izâ hadara ehadehümü-lmevtü kâle innî tübtü-l'âne vele-llezîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike a’tednâ lehüm ’azâben elîmâ.

Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوالَايَحِلُّلَكُمْأَنتَرِثُواٱلنِّسَآءَكَرْهًاوَلَاتَعْضُلُوهُنَّلِتَذْهَبُوابِبَعْضِمَآءَاتَيْتُمُوهُنَّإِلَّآأَنيَأْتِينَبِفَـٰحِشَةٍمُّبَيِّنَةٍوَعَاشِرُوهُنَّبِٱلْمَعْرُوفِفَإِنكَرِهْتُمُوهُنَّفَعَسَىٰٓأَنتَكْرَهُواشَيْـًٔاوَيَجْعَلَٱللَّهُفِيهِخَيْرًاكَثِيرًا١٩
Yâ eyyühe-llezîne âmenû lâ yehillü leküm en terisü-nnisâe kerhâ. velâ ta’dulûhünne litezhebû biba’di mâ âteytümûhünne illâ ey ye'tîne bifâhişetim mübeyyineh. ve’âşirûhünne bilma’rûf. fein kerihtümûhünne fe’asâ en tekrahû şey'ev veyec’ale-llâhü fîhi hayran kesîrâ.

Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.

وَإِنْأَرَدتُّمُٱسْتِبْدَالَزَوْجٍمَّكَانَزَوْجٍوَءَاتَيْتُمْإِحْدَىٰهُنَّقِنطَارًافَلَاتَأْخُذُوامِنْهُشَيْـًٔاأَتَأْخُذُونَهُبُهْتَـٰنًاوَإِثْمًامُّبِينًا٢٠
Vein erattümü-stibdâle zevcim mekâne zevciv veâteytüm ihdâhünne kintâran felâ te'huzû minhü şey'â. ete'huzûnehû bühtânev veismem mübînâ.

Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız?

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay