Meâric Suresi

44 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
سَأَلَسَآئِلٌبِعَذَابٍوَاقِعٍ١
Seele sâilüm bi’azâbiv vâki’.

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

لِّلْكَـٰفِرِينَلَيْسَلَهُدَافِعٌ٢
Lilkâfirîne leyse lehû dâfi’.

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

مِّنَٱللَّهِذِىٱلْمَعَارِجِ٣
Mine-llâhi zi-lme’âric.

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

تَعْرُجُٱلْمَلَـٰٓئِكَةُوَٱلرُّوحُإِلَيْهِفِىيَوْمٍكَانَمِقْدَارُهُخَمْسِينَأَلْفَسَنَةٍ٤
Ta’rucü-lmelâiketü verrûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdâruhû hamsîne elfe seneh.

Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.

فَٱصْبِرْصَبْرًاجَمِيلًا٥
Fasbir sabran cemîlâ.

Güzel güzel sabret;

إِنَّهُمْيَرَوْنَهُبَعِيدًا٦
İnnehüm yeravnehû be’îdâ.

Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.

وَنَرَىٰهُقَرِيبًا٧
Venerâhü karîbâ.

Ama biz onu yakın görmekteyiz.

يَوْمَتَكُونُٱلسَّمَآءُكَٱلْمُهْلِ٨
Yevme tekûnü-ssemâü kelmühl.

Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.

وَتَكُونُٱلْجِبَالُكَٱلْعِهْنِ٩
Vetekûnü-lcibâlü kel’ihn.

Dağlar da atılmış pamuğa döner.

وَلَايَسْـَٔلُحَمِيمٌحَمِيمًا١٠
Velâ yes'elü hamîmün hamîmâ.

Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.

يُبَصَّرُونَهُمْيَوَدُّٱلْمُجْرِمُلَوْيَفْتَدِىمِنْعَذَابِيَوْمِئِذٍبِبَنِيهِ١١
Yübessarûnehüm. yeveddü-lmücrimü lev yeftedî min ’azâbi yevmiizim bibenîh.

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

وَصَـٰحِبَتِهِوَأَخِيهِ١٢
Vesâhibetihî veehîh.

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

وَفَصِيلَتِهِٱلَّتِىتُـْٔوِيهِ١٣
Vefesîletihi-lletî tü'vîh.

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

وَمَنفِىٱلْأَرْضِجَمِيعًاثُمَّيُنجِيهِ١٤
Vemen fi-l'ardi cemî’an sümme yüncîh.

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

كَلَّآإِنَّهَالَظَىٰ١٥
Kellâ. innehâ lezâ.

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

نَزَّاعَةًلِّلشَّوَىٰ١٦
Nezzâ’atel lişşevâ.

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

تَدْعُوامَنْأَدْبَرَوَتَوَلَّىٰ١٧
Ted’û men edbera vetevellâ.

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

وَجَمَعَفَأَوْعَىٰٓ١٨
Veceme’a feev’â.

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

إِنَّٱلْإِنسَـٰنَخُلِقَهَلُوعًا١٩
İnne-l'insâne hulika helû’â.

İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:

إِذَامَسَّهُٱلشَّرُّجَزُوعًا٢٠
İzâ messehü-şşerru cezû’â.

Başına bir fenalık gelince feryat eder,

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay