Sâffât Suresi

182 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِصَفًّا١
Vessâffâti saffâ.

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

فَٱلزَّٰجِرَٰتِزَجْرًا٢
Fezzâcirâti zecrâ.

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِذِكْرًا٣
Fettâliyâti zikrâ.

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

إِنَّإِلَـٰهَكُمْلَوَٰحِدٌ٤
İnne ilâheküm levâhid.

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

رَّبُّٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَمَابَيْنَهُمَاوَرَبُّٱلْمَشَـٰرِقِ٥
Rabbü-ssemâvâti vel'ardi vemâ beynehümâ verabbü-lmeşârik.

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

إِنَّازَيَّنَّاٱلسَّمَآءَٱلدُّنْيَابِزِينَةٍٱلْكَوَاكِبِ٦
İnnâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

وَحِفْظًامِّنكُلِّشَيْطَـٰنٍمَّارِدٍ٧
Vehifzam min külli şeytânim mârid.

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.

لَّايَسَّمَّعُونَإِلَىٱلْمَلَإِٱلْأَعْلَىٰوَيُقْذَفُونَمِنكُلِّجَانِبٍ٨
Lâ yessemme’ûne ile-lmelei-l'a’lâ veyukzefûne min külli cânib.

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

دُحُورًاوَلَهُمْعَذَابٌوَاصِبٌ٩
Dühûrav velehüm ’azâbüv vâsib.

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

إِلَّامَنْخَطِفَٱلْخَطْفَةَفَأَتْبَعَهُشِهَابٌثَاقِبٌ١٠
İllâ men hatife-lhatfete feetbe’ahû şihâbün sâkib.

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.

فَٱسْتَفْتِهِمْأَهُمْأَشَدُّخَلْقًاأَممَّنْخَلَقْنَآإِنَّاخَلَقْنَـٰهُممِّنطِينٍلَّازِبٍ١١
Festeftihim ehüm eşeddü halkan em men halaknâ. innâ halaknâhüm min tînil lâzib.

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.

بَلْعَجِبْتَوَيَسْخَرُونَ١٢
Bel ’acibte veyesharûn.

Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.

وَإِذَاذُكِّرُوالَايَذْكُرُونَ١٣
Veizâ zükkirû lâ yezkürûn.

Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.

وَإِذَارَأَوْاءَايَةًيَسْتَسْخِرُونَ١٤
Veizâ raev âyetey yesteshirûn.

Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.

وَقَالُوٓاإِنْهَـٰذَآإِلَّاسِحْرٌمُّبِينٌ١٥
Vekâlû in hâzâ illâ sihrum mübîn.

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

أَءِذَامِتْنَاوَكُنَّاتُرَابًاوَعِظَـٰمًاأَءِنَّالَمَبْعُوثُونَ١٦
Eizâ mitnâ vekünnâ türâbev ve’izâmen einnâ lemeb’ûsûn.

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

أَوَءَابَآؤُنَاٱلْأَوَّلُونَ١٧
Eveâbâüne-l'evvelûn.

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

قُلْنَعَمْوَأَنتُمْدَٰخِرُونَ١٨
Kul ne’am veentüm dâhirûn.

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."

فَإِنَّمَاهِىَزَجْرَةٌوَٰحِدَةٌفَإِذَاهُمْيَنظُرُونَ١٩
Feinnemâ hiye zecratüv vâhidetün feizâ hüm yenzurûn.

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.

وَقَالُوايَـٰوَيْلَنَاهَـٰذَايَوْمُٱلدِّينِ٢٠
Vekâlû yâ veylenâ hâzâ yevmü-ddîn.

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay