Vâkıa Suresi

96 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
إِذَاوَقَعَتِٱلْوَاقِعَةُ١
İzâ veka’ati-lvâki’ah.

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

لَيْسَلِوَقْعَتِهَاكَاذِبَةٌ٢
Leyse livak’atihâ kâzibeh.

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

خَافِضَةٌرَّافِعَةٌ٣
Hâfidatür râfi’ah.

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

إِذَارُجَّتِٱلْأَرْضُرَجًّا٤
İzâ rucceti-l'ardu raccâ.

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

وَبُسَّتِٱلْجِبَالُبَسًّا٥
Vebüsseti-lcibâlü bessâ.

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

فَكَانَتْهَبَآءًمُّنبَثًّا٦
Fekânet hebâem mümbessâ.

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

وَكُنتُمْأَزْوَٰجًاثَلَـٰثَةً٧
Veküntüm ezvâcen selâseh.

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

فَأَصْحَـٰبُٱلْمَيْمَنَةِمَآأَصْحَـٰبُٱلْمَيْمَنَةِ٨
Feashâbü-lmeymeneti mâ ashâbü-lmeymeneh.

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

وَأَصْحَـٰبُٱلْمَشْـَٔمَةِمَآأَصْحَـٰبُٱلْمَشْـَٔمَةِ٩
Veashâbü-lmeş'emeti mâ ashâbü-lmeş'emeh.

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

وَٱلسَّـٰبِقُونَٱلسَّـٰبِقُونَ١٠
Vessâbikûne-ssâbikûn.

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

أُولَـٰٓئِكَٱلْمُقَرَّبُونَ١١
Ülâike-lmükarrabûn.

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

فِىجَنَّـٰتِٱلنَّعِيمِ١٢
Fî cennâti-nne’îm.

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

ثُلَّةٌمِّنَٱلْأَوَّلِينَ١٣
Sülletüm mine-l'evvelîn.

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

وَقَلِيلٌمِّنَٱلْـَٔاخِرِينَ١٤
Vekalîlüm mine-l'âhirîn.

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

عَلَىٰسُرُرٍمَّوْضُونَةٍ١٥
’alâ sürurim mevdûneh.

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

مُّتَّكِـِٔينَعَلَيْهَامُتَقَـٰبِلِينَ١٦
Müttekiîne ’aleyhâ mütekâbilîn.

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

يَطُوفُعَلَيْهِمْوِلْدَٰنٌمُّخَلَّدُونَ١٧
Yetûfü ’aleyhim vildânüm mühalledûn.

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

بِأَكْوَابٍوَأَبَارِيقَوَكَأْسٍمِّنمَّعِينٍ١٨
Biekvâbiv veebârîka veke'sim mim me’în.

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

لَّايُصَدَّعُونَعَنْهَاوَلَايُنزِفُونَ١٩
Lâ yüsadde’ûne ’anhâ velâ yünzifûn.

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

وَفَـٰكِهَةٍمِّمَّايَتَخَيَّرُونَ٢٠
Vefâkihetim mimmâ yetehayyerûn.

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay