Zuhruf Suresi

89 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
حمٓ١
Hâ-mîm.

Ha, Mim,

وَٱلْكِتَـٰبِٱلْمُبِينِ٢
Velkitâbi-lmübîn.

Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.

إِنَّاجَعَلْنَـٰهُقُرْءَٰنًاعَرَبِيًّالَّعَلَّكُمْتَعْقِلُونَ٣
İnnâ ce’alnâhü kur'ânen ’arabiyyel le’alleküm ta’kilûn.

Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.

وَإِنَّهُفِىٓأُمِّٱلْكِتَـٰبِلَدَيْنَالَعَلِىٌّحَكِيمٌ٤
Veinnehû fî ümmi-lkitâbi ledeynâ le’aliyyün hakîm.

Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır.

أَفَنَضْرِبُعَنكُمُٱلذِّكْرَصَفْحًاأَنكُنتُمْقَوْمًامُّسْرِفِينَ٥
Efenadribü ’ankümü-zzikra safhan en küntüm kavmem müsrifîn.

Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

وَكَمْأَرْسَلْنَامِننَّبِىٍّفِىٱلْأَوَّلِينَ٦
Vekem erselnâ min nebiyyin fi-l'evvelîn.

Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.

وَمَايَأْتِيهِممِّننَّبِىٍّإِلَّاكَانُوابِهِيَسْتَهْزِءُونَ٧
Vemâ ye'tîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı.

فَأَهْلَكْنَآأَشَدَّمِنْهُمبَطْشًاوَمَضَىٰمَثَلُٱلْأَوَّلِينَ٨
Feehleknâ eşedde minhüm batşev vemedâ meselü-l'evvelîn.

Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.

وَلَئِنسَأَلْتَهُممَّنْخَلَقَٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضَلَيَقُولُنَّخَلَقَهُنَّٱلْعَزِيزُٱلْعَلِيمُ٩
Velein seeltehüm men haleka-ssemâvâti vel'arda leyekûlünne halekahünne-l’azîzü-l’alîm.

And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır" derler.

ٱلَّذِىجَعَلَلَكُمُٱلْأَرْضَمَهْدًاوَجَعَلَلَكُمْفِيهَاسُبُلًالَّعَلَّكُمْتَهْتَدُونَ١٠
Ellezî ce’ale lekümü-l'arda mehdev vece’ale leküm fîhâ sübülel le’alleküm tehtedûn.

O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.

وَٱلَّذِىنَزَّلَمِنَٱلسَّمَآءِمَآءًبِقَدَرٍفَأَنشَرْنَابِهِبَلْدَةًمَّيْتًاكَذَٰلِكَتُخْرَجُونَ١١
Vellezî nezzele mine-ssemâi mâem bikader. feenşernâ bihî beldetem meytâ. kezâlike tuhracûn.

O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.

وَٱلَّذِىخَلَقَٱلْأَزْوَٰجَكُلَّهَاوَجَعَلَلَكُممِّنَٱلْفُلْكِوَٱلْأَنْعَـٰمِمَاتَرْكَبُونَ١٢
Vellezî haleka-l'ezvâce küllehâ vece’ale leküm mine-lfülki vel'en’âmi mâ terkebûn.

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

لِتَسْتَوُاعَلَىٰظُهُورِهِثُمَّتَذْكُرُوانِعْمَةَرَبِّكُمْإِذَاٱسْتَوَيْتُمْعَلَيْهِوَتَقُولُواسُبْحَـٰنَٱلَّذِىسَخَّرَلَنَاهَـٰذَاوَمَاكُنَّالَهُمُقْرِنِينَ١٣
Litestevû ’alâ zuhûrihî sümme tezkürû ni’mete rabbiküm ize-steveytüm ’aleyhi vetekûlû sübhâne-llezî sehhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn.

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

وَإِنَّآإِلَىٰرَبِّنَالَمُنقَلِبُونَ١٤
Veinnâ ilâ rabbinâ lemünkalibûn.

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

وَجَعَلُوالَهُمِنْعِبَادِهِجُزْءًاإِنَّٱلْإِنسَـٰنَلَكَفُورٌمُّبِينٌ١٥
Vece’alû lehû min ’ibâdihî cüz'â. inne-l'insâne lekefûrum mübîn.

Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.

أَمِٱتَّخَذَمِمَّايَخْلُقُبَنَاتٍوَأَصْفَىٰكُمبِٱلْبَنِينَ١٦
Emi-ttehaze mimmâ yahlüku benâtiv veasfâküm bilbenîn.

Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi?

وَإِذَابُشِّرَأَحَدُهُمبِمَاضَرَبَلِلرَّحْمَـٰنِمَثَلًاظَلَّوَجْهُهُمُسْوَدًّاوَهُوَكَظِيمٌ١٧
Veizâ büşşira ehadühüm bimâ darabe lirrahmâni meselen zalle vechühû müsveddev vehüve kezîm.

Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.

أَوَمَنيُنَشَّؤُافِىٱلْحِلْيَةِوَهُوَفِىٱلْخِصَامِغَيْرُمُبِينٍ١٨
Evemey yüneşşeü fi-lhilyeti vehüve fi-lhisâmi gayru mübîn.

Demek, süs içinde yetiştirilecek de çekişmeyi beceremeyecek olanı Allah'a değil mi?

وَجَعَلُواٱلْمَلَـٰٓئِكَةَٱلَّذِينَهُمْعِبَـٰدُٱلرَّحْمَـٰنِإِنَـٰثًاأَشَهِدُواخَلْقَهُمْسَتُكْتَبُشَهَـٰدَتُهُمْوَيُسْـَٔلُونَ١٩
Vece’alü-lmelâikete-llezîne hüm ’ibâdü-rrahmâni inâsâ. eşehidû halkahüm. setüktebü şehâdetühüm veyüs'elûn.

Onlar, Rahman olan Allah'ın kulları melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahidlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

وَقَالُوالَوْشَآءَٱلرَّحْمَـٰنُمَاعَبَدْنَـٰهُممَّالَهُمبِذَٰلِكَمِنْعِلْمٍإِنْهُمْإِلَّايَخْرُصُونَ٢٠
Vekâlû lev şâe-rrahmânü mâ ’abednâhüm. mâ lehüm bizâlike min ’ilm. in hüm illâ yahrusûn.

"Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik" derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay