Zümer Suresi

75 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
تَنزِيلُٱلْكِتَـٰبِمِنَٱللَّهِٱلْعَزِيزِٱلْحَكِيمِ١
Tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-l’azîzi-lhakîm.

Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.

إِنَّآأَنزَلْنَآإِلَيْكَٱلْكِتَـٰبَبِٱلْحَقِّفَٱعْبُدِٱللَّهَمُخْلِصًالَّهُٱلدِّينَ٢
İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilhakki fa’büdi-llâhe muhlisal lehü-ddîn.

Biz sana Kitap'ı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O'na kulluk et.

أَلَالِلَّهِٱلدِّينُٱلْخَالِصُوَٱلَّذِينَٱتَّخَذُوامِندُونِهِٓأَوْلِيَآءَمَانَعْبُدُهُمْإِلَّالِيُقَرِّبُونَآإِلَىٱللَّهِزُلْفَىٰٓإِنَّٱللَّهَيَحْكُمُبَيْنَهُمْفِىمَاهُمْفِيهِيَخْتَلِفُونَإِنَّٱللَّهَلَايَهْدِىمَنْهُوَكَـٰذِبٌكَفَّارٌ٣
Elâ lillâhi-ddînü-lhâlis. vellezîne-ttehazû min dûnihî evliyâ'. mâ na’büdühüm illâ liyükarribûnâ ile-llâhi zülfâ. inne-llâhe yahkümü beynehüm fî mâ hüm fîhi yahtelifûn. inne-llâhe lâ yehdî men hüve kâzibün keffâr.

Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.

لَّوْأَرَادَٱللَّهُأَنيَتَّخِذَوَلَدًالَّٱصْطَفَىٰمِمَّايَخْلُقُمَايَشَآءُسُبْحَـٰنَهُهُوَٱللَّهُٱلْوَٰحِدُٱلْقَهَّارُ٤
Lev erâde-llâhü ey yettehize veledel lastafâ mimmâ yahlüku mâ yeşâü sübhâneh. hüve-llâhü-lvâhidü-lkahhâr.

Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah'tır.

خَلَقَٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضَبِٱلْحَقِّيُكَوِّرُٱلَّيْلَعَلَىٱلنَّهَارِوَيُكَوِّرُٱلنَّهَارَعَلَىٱلَّيْلِوَسَخَّرَٱلشَّمْسَوَٱلْقَمَرَكُلٌّيَجْرِىلِأَجَلٍمُّسَمًّىأَلَاهُوَٱلْعَزِيزُٱلْغَفَّـٰرُ٥
Haleka-ssemâvâti vel'arda bilhakk. yükevviru-lleyle ’ale-nnehâri veyükevviru-nnehâra ’ale-lleyli vesehhara-şşemse velkamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. elâ hüve-l’azîzü-lgaffâr.

Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O'dur.

خَلَقَكُممِّننَّفْسٍوَٰحِدَةٍثُمَّجَعَلَمِنْهَازَوْجَهَاوَأَنزَلَلَكُممِّنَٱلْأَنْعَـٰمِثَمَـٰنِيَةَأَزْوَٰجٍيَخْلُقُكُمْفِىبُطُونِأُمَّهَـٰتِكُمْخَلْقًامِّنبَعْدِخَلْقٍفِىظُلُمَـٰتٍثَلَـٰثٍذَٰلِكُمُٱللَّهُرَبُّكُمْلَهُٱلْمُلْكُلَآإِلَـٰهَإِلَّاهُوَفَأَنَّىٰتُصْرَفُونَ٦
Halekaküm min nefsiv vâhidetin sümme ce’ale minhâ zevcehâ veenzele leküm mine-l'en’âmi semâniyete ezvâc. yahlükuküm fî bütûni ümmehâtiküm halkam mim ba’di halkin fî zulümâtin selâs. zâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tusrafûn.

Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?

إِنتَكْفُرُوافَإِنَّٱللَّهَغَنِىٌّعَنكُمْوَلَايَرْضَىٰلِعِبَادِهِٱلْكُفْرَوَإِنتَشْكُرُوايَرْضَهُلَكُمْوَلَاتَزِرُوَازِرَةٌوِزْرَأُخْرَىٰثُمَّإِلَىٰرَبِّكُممَّرْجِعُكُمْفَيُنَبِّئُكُمبِمَاكُنتُمْتَعْمَلُونَإِنَّهُعَلِيمٌبِذَاتِٱلصُّدُورِ٧
İn tekfürû feinne-llâhe ganiyyün ’anküm velâ yerdâ li’ibâdihi-lküfr. vein teşkürû yerdahü leküm. velâ teziru vâziratüv vizra uhrâ. sümme ilâ rabbiküm merci’uküm feyünebbiüküm bimâ küntüm ta’melûn. innehû ’alîmüm bizâti-ssudûr.

Eğer inkar ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnidir. Kullarının inkarından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalblerde olanı bilir.

وَإِذَامَسَّٱلْإِنسَـٰنَضُرٌّدَعَارَبَّهُمُنِيبًاإِلَيْهِثُمَّإِذَاخَوَّلَهُنِعْمَةًمِّنْهُنَسِىَمَاكَانَيَدْعُوٓاإِلَيْهِمِنقَبْلُوَجَعَلَلِلَّهِأَندَادًالِّيُضِلَّعَنسَبِيلِهِقُلْتَمَتَّعْبِكُفْرِكَقَلِيلًاإِنَّكَمِنْأَصْحَـٰبِٱلنَّارِ٨
Veizâ messe-l'insâne durrun de’â rabbehû münîben ileyhi sümme izâ havvelehû ni’metem minhü nesiye mâ kâne yed’û ileyhi min kablü vece’ale lillâhi endâdel liyüdille ’an sebîlih. kul temetta’ biküfrike kalîlen. inneke min ashâbi-nnâr.

İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin."

أَمَّنْهُوَقَـٰنِتٌءَانَآءَٱلَّيْلِسَاجِدًاوَقَآئِمًايَحْذَرُٱلْـَٔاخِرَةَوَيَرْجُوارَحْمَةَرَبِّهِقُلْهَلْيَسْتَوِىٱلَّذِينَيَعْلَمُونَوَٱلَّذِينَلَايَعْلَمُونَإِنَّمَايَتَذَكَّرُأُولُواٱلْأَلْبَـٰبِ٩
Emmen hüve kânitün ânâe-lleyli sâcidev vekâimey yahzeru-l'âhirate veyercû rahmete rabbih. kul hel yestevi-llezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn. innemâ yetezekkeru ülü-l'elbâb.

Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."

قُلْيَـٰعِبَادِٱلَّذِينَءَامَنُواٱتَّقُوارَبَّكُمْلِلَّذِينَأَحْسَنُوافِىهَـٰذِهِٱلدُّنْيَاحَسَنَةٌوَأَرْضُٱللَّهِوَٰسِعَةٌإِنَّمَايُوَفَّىٱلصَّـٰبِرُونَأَجْرَهُمبِغَيْرِحِسَابٍ١٠
Kul yâ ’ibâdi-llezîne âmenü-ttekû rabbeküm. lillezîne ahsenû fî hâzihi-ddünyâ haseneh. veardu-llâhi vâsi’ah. innemâ yüveffe-ssâbirûne ecrahüm bigayri hisâb.

Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."

قُلْإِنِّىٓأُمِرْتُأَنْأَعْبُدَٱللَّهَمُخْلِصًالَّهُٱلدِّينَ١١
Kul innî ümirtü en a’büde-llâhe muhlisal lehü-ddîn.

De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum."

وَأُمِرْتُلِأَنْأَكُونَأَوَّلَٱلْمُسْلِمِينَ١٢
Veümirtü lien ekûne evvele-lmüslimîn.

"Ve Müslümanların ilki olmakla emrolundum."

قُلْإِنِّىٓأَخَافُإِنْعَصَيْتُرَبِّىعَذَابَيَوْمٍعَظِيمٍ١٣
Kul innî ehâfü in ’asaytü rabbî ’azâbe yevmin ’azîm.

De ki: "Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım."

قُلِٱللَّهَأَعْبُدُمُخْلِصًالَّهُدِينِى١٤
Kuli-llâhe a’büdü muhlisal lehû dînî.

De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim;

فَٱعْبُدُوامَاشِئْتُممِّندُونِهِقُلْإِنَّٱلْخَـٰسِرِينَٱلَّذِينَخَسِرُوٓاأَنفُسَهُمْوَأَهْلِيهِمْيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِأَلَاذَٰلِكَهُوَٱلْخُسْرَانُٱلْمُبِينُ١٥
Fa’büdû mâ şi'tüm min dûnih. kul inne-lhâsirîne-llezîne hasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lkiyâmeh. elâ zâlike hüve-lhusrânü-lmübîn.

Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: Hüsrana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur.

لَهُممِّنفَوْقِهِمْظُلَلٌمِّنَٱلنَّارِوَمِنتَحْتِهِمْظُلَلٌذَٰلِكَيُخَوِّفُٱللَّهُبِهِعِبَادَهُيَـٰعِبَادِفَٱتَّقُونِ١٦
Lehüm min fevkihim zulelüm mine-nnâri vemin tahtihim zulelün. zâlike yühavvifü-llâhü bihî ’ibâdeh. yâ ’ibâdi fettekûn.

Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının.

وَٱلَّذِينَٱجْتَنَبُواٱلطَّـٰغُوتَأَنيَعْبُدُوهَاوَأَنَابُوٓاإِلَىٱللَّهِلَهُمُٱلْبُشْرَىٰفَبَشِّرْعِبَادِ١٧
Vellezîne-ctenebu-ttâgûte ey ya’büdûhâ veenâbû ile-llâhi lehümü-lbüşrâ. febeşşir ’ibâd.

Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.

ٱلَّذِينَيَسْتَمِعُونَٱلْقَوْلَفَيَتَّبِعُونَأَحْسَنَهُٓأُولَـٰٓئِكَٱلَّذِينَهَدَىٰهُمُٱللَّهُوَأُولَـٰٓئِكَهُمْأُولُواٱلْأَلْبَـٰبِ١٨
Ellezîne yestemi’ûne-lkavle feyettebi’ûne ahseneh. ülâike-llezîne hedâhümü-llâhü veülâike hüm ülü-l'elbâb.

Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.

أَفَمَنْحَقَّعَلَيْهِكَلِمَةُٱلْعَذَابِأَفَأَنتَتُنقِذُمَنفِىٱلنَّارِ١٩
Efemen hakka ’aleyhi kelimetü-l’azâb. efeente tünkizü men fi-nnâr.

Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

لَـٰكِنِٱلَّذِينَٱتَّقَوْارَبَّهُمْلَهُمْغُرَفٌمِّنفَوْقِهَاغُرَفٌمَّبْنِيَّةٌتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَـٰرُوَعْدَٱللَّهِلَايُخْلِفُٱللَّهُٱلْمِيعَادَ٢٠
Lâkini-llezîne-ttekav rabbehüm lehüm gurafüm min fevkihâ gurafüm mebniyyetün tecrî min tahtihe-l'enhâr. va’de-llâh. lâ yuhlifü-llâhü-lmî’âd.

Fakat, Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay