Ankebût Suresi

69 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
الٓمٓ١
Elif-lâm-mîm.

Elif, Lam, Mim.

أَحَسِبَٱلنَّاسُأَنيُتْرَكُوٓاأَنيَقُولُوٓاءَامَنَّاوَهُمْلَايُفْتَنُونَ٢
Ehasibe-nnâsü ey yütrakû ey yekûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.

وَلَقَدْفَتَنَّاٱلَّذِينَمِنقَبْلِهِمْفَلَيَعْلَمَنَّٱللَّهُٱلَّذِينَصَدَقُواوَلَيَعْلَمَنَّٱلْكَـٰذِبِينَ٣
Velekad fetenne-llezîne min kablihim feleya’lemenne-llâhü-llezîne sadekû veleya’lemenne-lkâzibîn.

And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.

أَمْحَسِبَٱلَّذِينَيَعْمَلُونَٱلسَّيِّـَٔاتِأَنيَسْبِقُونَاسَآءَمَايَحْكُمُونَ٤
Em hasibe-llezîne ya’melûne-sseyyiâti ey yesbikûnâ. sâe mâ yahkümûn.

Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!

مَنكَانَيَرْجُوالِقَآءَٱللَّهِفَإِنَّأَجَلَٱللَّهِلَـَٔاتٍوَهُوَٱلسَّمِيعُٱلْعَلِيمُ٥
Men kâne yercû likâe-llâhi feinne ecele-llâhi leâtin. vehüve-ssemî’u-l’alîm.

Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.

وَمَنجَـٰهَدَفَإِنَّمَايُجَـٰهِدُلِنَفْسِهِٓإِنَّٱللَّهَلَغَنِىٌّعَنِٱلْعَـٰلَمِينَ٦
Vemen câhede feinnemâ yücâhidü linefsih. inne-llâhe leganiyyün ’ani-l’âlemîn.

Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.

وَٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِلَنُكَفِّرَنَّعَنْهُمْسَيِّـَٔاتِهِمْوَلَنَجْزِيَنَّهُمْأَحْسَنَٱلَّذِىكَانُوايَعْمَلُونَ٧
Vellezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti lenükeffiranne ’anhüm seyyiâtihim velenecziyennehüm ahsene-llezî kânû ya’melûn.

İnanıp yararlı iş işleyenlerin kötülüklerini, and olsun ki, örteriz; onları, yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.

وَوَصَّيْنَاٱلْإِنسَـٰنَبِوَٰلِدَيْهِحُسْنًاوَإِنجَـٰهَدَاكَلِتُشْرِكَبِىمَالَيْسَلَكَبِهِعِلْمٌفَلَاتُطِعْهُمَآإِلَىَّمَرْجِعُكُمْفَأُنَبِّئُكُمبِمَاكُنتُمْتَعْمَلُونَ٨
Vevessayne-l'insâne bivâlideyhi husnâ. vein câhedâke litüşrike bî mâ leyse leke bihî ’ilmün felâ tüti’hümâ. ileyye merci’uküm feünebbiüküm bimâ küntüm ta’melûn.

Biz, insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer ana baba, seni bir şeyi körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Yaptıklarınızı size bildiririm.

وَٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِلَنُدْخِلَنَّهُمْفِىٱلصَّـٰلِحِينَ٩
Vellezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti lenüdhilennehüm fi-ssâlihîn.

İnanıp, yararlı iş işleyenleri, and olsun, iyilerin arasına koyarız.

وَمِنَٱلنَّاسِمَنيَقُولُءَامَنَّابِٱللَّهِفَإِذَآأُوذِىَفِىٱللَّهِجَعَلَفِتْنَةَٱلنَّاسِكَعَذَابِٱللَّهِوَلَئِنجَآءَنَصْرٌمِّنرَّبِّكَلَيَقُولُنَّإِنَّاكُنَّامَعَكُمْأَوَلَيْسَٱللَّهُبِأَعْلَمَبِمَافِىصُدُورِٱلْعَـٰلَمِينَ١٠
Vemine-nnâsi mey yekûlü âmennâ billâhi feizâ ûziye fi-llâhi ce’ale fitnete-nnâsi ke’azâbi-llâh. velein câe nasrum mir rabbike leyekûlünne innâ künnâ me’aküm. eveleyse-llâhü bia’leme bimâ fî sudûri-l’âlemîn.

İnsanlardan: "Allah'a inandık" diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah'ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, "Doğrusu biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?

وَلَيَعْلَمَنَّٱللَّهُٱلَّذِينَءَامَنُواوَلَيَعْلَمَنَّٱلْمُنَـٰفِقِينَ١١
Veleya’lemenne-llâhü-llezîne âmenû veleya’lemenne-lmünâfikîn.

Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir.

وَقَالَٱلَّذِينَكَفَرُوالِلَّذِينَءَامَنُواٱتَّبِعُواسَبِيلَنَاوَلْنَحْمِلْخَطَـٰيَـٰكُمْوَمَاهُمبِحَـٰمِلِينَمِنْخَطَـٰيَـٰهُممِّنشَىْءٍإِنَّهُمْلَكَـٰذِبُونَ١٢
Vekâle-llezîne keferû lillezîne âmenü-ttebi’û sebîlenâ velnahmil hatâyâküm. vemâ hüm bihâmilîne min hatâyâhüm min şey'. innehüm lekâzibûn.

İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.

وَلَيَحْمِلُنَّأَثْقَالَهُمْوَأَثْقَالًامَّعَأَثْقَالِهِمْوَلَيُسْـَٔلُنَّيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِعَمَّاكَانُوايَفْتَرُونَ١٣
Veleyahmilünne eskâlehüm eskâlem me’a eskâleküm. veleyüs'elünne yevme-lkiyâmeti ’ammâ kânû yefterûn.

Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir.

وَلَقَدْأَرْسَلْنَانُوحًاإِلَىٰقَوْمِهِفَلَبِثَفِيهِمْأَلْفَسَنَةٍإِلَّاخَمْسِينَعَامًافَأَخَذَهُمُٱلطُّوفَانُوَهُمْظَـٰلِمُونَ١٤
Velekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî felebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne ’âmâ. feehazehümu-ttûfânü vehüm zâlimûn.

And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi.

فَأَنجَيْنَـٰهُوَأَصْحَـٰبَٱلسَّفِينَةِوَجَعَلْنَـٰهَآءَايَةًلِّلْعَـٰلَمِينَ١٥
Feenceynâhü veashâbe-ssefîneti vece’alnâhâ âyetel lil’âlemîn.

Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.

وَإِبْرَٰهِيمَإِذْقَالَلِقَوْمِهِٱعْبُدُواٱللَّهَوَٱتَّقُوهُذَٰلِكُمْخَيْرٌلَّكُمْإِنكُنتُمْتَعْلَمُونَ١٦
Veibrâhime iz kâle likavmihi-’büdü-llâhe vettekûh. zâliküm hayrul leküm in küntüm ta’lemûn.

İbrahim'i de gönderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir" dedi.

إِنَّمَاتَعْبُدُونَمِندُونِٱللَّهِأَوْثَـٰنًاوَتَخْلُقُونَإِفْكًاإِنَّٱلَّذِينَتَعْبُدُونَمِندُونِٱللَّهِلَايَمْلِكُونَلَكُمْرِزْقًافَٱبْتَغُواعِندَٱللَّهِٱلرِّزْقَوَٱعْبُدُوهُوَٱشْكُرُوالَهُٓإِلَيْهِتُرْجَعُونَ١٧
İnnemâ ta’büdûne min dûni-llâhi evsânev vetahlukûne ifkâ. inne-llezîne ta’büdûne min dûni-llâhi lâ yemlikûne leküm rizkan febtegû ’inde-llâhi-rrizka va’büdûhü veşkürû leh. ileyhi türce’ûn.

Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz.

وَإِنتُكَذِّبُوافَقَدْكَذَّبَأُمَمٌمِّنقَبْلِكُمْوَمَاعَلَىٱلرَّسُولِإِلَّاٱلْبَلَـٰغُٱلْمُبِينُ١٨
Vein tükezzibû fekad kezzebe ümemüm min kabliküm. vemâ ’ale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.

أَوَلَمْيَرَوْاكَيْفَيُبْدِئُٱللَّهُٱلْخَلْقَثُمَّيُعِيدُهُٓإِنَّذَٰلِكَعَلَىٱللَّهِيَسِيرٌ١٩
Evelem yerav keyfe yübdiü-llâhü-lhalka sümme yü’îdüh. inne zâlike ’ale-llâhi yesîr.

Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah'a kolaydır.

قُلْسِيرُوافِىٱلْأَرْضِفَٱنظُرُواكَيْفَبَدَأَٱلْخَلْقَثُمَّٱللَّهُيُنشِئُٱلنَّشْأَةَٱلْـَٔاخِرَةَإِنَّٱللَّهَعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ٢٠
Kul sîrû fi-l'ardi fenzurû keyfe bedee-lhalka sümme-llâhü yünşiü-nneş'ete-l'âhirah. inne-llâhe ’alâ külli şey'in kadîr.

De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay