Fâtır Suresi

45 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
ٱلْحَمْدُلِلَّهِفَاطِرِٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِجَاعِلِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِرُسُلًاأُولِىٓأَجْنِحَةٍمَّثْنَىٰوَثُلَـٰثَوَرُبَـٰعَيَزِيدُفِىٱلْخَلْقِمَايَشَآءُإِنَّٱللَّهَعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ١
Elhamdü lillâhi fâtiri-ssemâvâti vel'ardi câ’ili-lmelâiketi rusülen ülî ecnihatim mesnâ vesülâse verubâ’. yezîdü fi-lhalki mâ yeşâ'. inne-llâhe ’alâ külli şey'in kadîr.

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır. Doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır.

مَّايَفْتَحِٱللَّهُلِلنَّاسِمِنرَّحْمَةٍفَلَامُمْسِكَلَهَاوَمَايُمْسِكْفَلَامُرْسِلَلَهُمِنبَعْدِهِوَهُوَٱلْعَزِيزُٱلْحَكِيمُ٢
Mâ yeftehi-llâhü linnâsi mir rahmetin felâ mümsike lehâ. vemâ yümsik felâ mürsile lehû mim ba’dih. vehüve-l’azîzü-lhakîm.

Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü'dür, Hakim'dir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُٱذْكُرُوانِعْمَتَٱللَّهِعَلَيْكُمْهَلْمِنْخَـٰلِقٍغَيْرُٱللَّهِيَرْزُقُكُممِّنَٱلسَّمَآءِوَٱلْأَرْضِلَآإِلَـٰهَإِلَّاهُوَفَأَنَّىٰتُؤْفَكُونَ٣
Yâ eyyühe-nnâsü-zkürû ni’mete-llâhi ’aleyküm. hel min hâlikin gayru-llâhi yerzükuküm mine-ssemâi vel'ard. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tü'fekûn.

Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?

وَإِنيُكَذِّبُوكَفَقَدْكُذِّبَتْرُسُلٌمِّنقَبْلِكَوَإِلَىٱللَّهِتُرْجَعُٱلْأُمُورُ٤
Veiy yükezzibûke fekad küzzibet rusülüm min kablik. veile-llâhi türce’u-l'ümûr.

Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. Bütün işler Allah' a döndürülür.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُإِنَّوَعْدَٱللَّهِحَقٌّفَلَاتَغُرَّنَّكُمُٱلْحَيَوٰةُٱلدُّنْيَاوَلَايَغُرَّنَّكُمبِٱللَّهِٱلْغَرُورُ٥
Yâ eyyühe-nnâsü inne va’de-llâhi hakkun felâ tegurrannekümü-lhayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.

Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.

إِنَّٱلشَّيْطَـٰنَلَكُمْعَدُوٌّفَٱتَّخِذُوهُعَدُوًّاإِنَّمَايَدْعُواحِزْبَهُلِيَكُونُوامِنْأَصْحَـٰبِٱلسَّعِيرِ٦
İnne-şşeytâne leküm ’adüvvün fettehizûhü ’adüvvâ. innemâ yed’û hizbehû liyekûnû min ashâbi-sse’îr.

Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.

ٱلَّذِينَكَفَرُوالَهُمْعَذَابٌشَدِيدٌوَٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِلَهُممَّغْفِرَةٌوَأَجْرٌكَبِيرٌ٧
Ellezîne keferû lehüm ’azâbün şedîd. vellezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

İnkar eden kimselere çetin azap vardır.

أَفَمَنزُيِّنَلَهُسُوٓءُعَمَلِهِفَرَءَاهُحَسَنًافَإِنَّٱللَّهَيُضِلُّمَنيَشَآءُوَيَهْدِىمَنيَشَآءُفَلَاتَذْهَبْنَفْسُكَعَلَيْهِمْحَسَرَٰتٍإِنَّٱللَّهَعَلِيمٌبِمَايَصْنَعُونَ٨
Efemen züyyine lehû sûü ’amelihî feraâhü hasenâ. feinne-llâhe yüdillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. felâ tezheb nefsüke ’aleyhim haserât. inne-llâhe ’alîmüm bimâ yasne’ûn.

Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.

وَٱللَّهُٱلَّذِىٓأَرْسَلَٱلرِّيَـٰحَفَتُثِيرُسَحَابًافَسُقْنَـٰهُإِلَىٰبَلَدٍمَّيِّتٍفَأَحْيَيْنَابِهِٱلْأَرْضَبَعْدَمَوْتِهَاكَذَٰلِكَٱلنُّشُورُ٩
Vellâhü-llezî ersele-rriyâha fetüsîru sehâben fesuknâhü ilâ beledim meyyitin feahyeynâ bihi-l'arda ba’de mevtihâ. kezâlike-nnüşûr.

Rüzgarları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de böyledir.

مَنكَانَيُرِيدُٱلْعِزَّةَفَلِلَّهِٱلْعِزَّةُجَمِيعًاإِلَيْهِيَصْعَدُٱلْكَلِمُٱلطَّيِّبُوَٱلْعَمَلُٱلصَّـٰلِحُيَرْفَعُهُوَٱلَّذِينَيَمْكُرُونَٱلسَّيِّـَٔاتِلَهُمْعَذَابٌشَدِيدٌوَمَكْرُأُولَـٰٓئِكَهُوَيَبُورُ١٠
Men kâne yürîdü-l’izzete felillâhi-l’izzetü cemî’â. ileyhi yas’adü-lkelimu-ttayyibü vel’amelu-ssâlihu yerfe’uh. vellezîne yemkürûne-sseyyiâti lehüm ’azâbün şedîd. vemekru ülâike hüve yebûr.

Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar.

وَٱللَّهُخَلَقَكُممِّنتُرَابٍثُمَّمِننُّطْفَةٍثُمَّجَعَلَكُمْأَزْوَٰجًاوَمَاتَحْمِلُمِنْأُنثَىٰوَلَاتَضَعُإِلَّابِعِلْمِهِوَمَايُعَمَّرُمِنمُّعَمَّرٍوَلَايُنقَصُمِنْعُمُرِهِٓإِلَّافِىكِتَـٰبٍإِنَّذَٰلِكَعَلَىٱللَّهِيَسِيرٌ١١
Vellâhü halekaküm min türâbin sümme min nutfetin sümme ce’aleküm ezvâcâ. vemâ tahmilü min ünsâ velâ teda’u illâ bi’ilmih. vemâ yü’ammeru mim mü’ammeriv velâ yünkasu min ’umürihî illâ fî kitâb. inne zâlike ’ale-llâhi yesîr.

Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde varetmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O'nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap'dadır. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.

وَمَايَسْتَوِىٱلْبَحْرَانِهَـٰذَاعَذْبٌفُرَاتٌسَآئِغٌشَرَابُهُوَهَـٰذَامِلْحٌأُجَاجٌوَمِنكُلٍّتَأْكُلُونَلَحْمًاطَرِيًّاوَتَسْتَخْرِجُونَحِلْيَةًتَلْبَسُونَهَاوَتَرَىٱلْفُلْكَفِيهِمَوَاخِرَلِتَبْتَغُوامِنفَضْلِهِوَلَعَلَّكُمْتَشْكُرُونَ١٢
Vemâ yestevi-lbahrân. hâzâ ’azbün fürâtün sâigun şerâbühû vehâzâ milhun ücâc. vemin küllin te'külûne lahmen tariyyev vetestahricûne hilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke fîhi mevâhira litebtegû min fadlihî vele’alleküm teşkürûn.

İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.

يُولِجُٱلَّيْلَفِىٱلنَّهَارِوَيُولِجُٱلنَّهَارَفِىٱلَّيْلِوَسَخَّرَٱلشَّمْسَوَٱلْقَمَرَكُلٌّيَجْرِىلِأَجَلٍمُّسَمًّىذَٰلِكُمُٱللَّهُرَبُّكُمْلَهُٱلْمُلْكُوَٱلَّذِينَتَدْعُونَمِندُونِهِمَايَمْلِكُونَمِنقِطْمِيرٍ١٣
Yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli vesehhara-şşemse velkamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. zâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kitmîr.

Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; belirli bir süre içinde hareket eden güneş ve ayı buyruk altına almıştır. İşte bu, Rabbiniz olan Allah'tır, hükümranlık O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.

إِنتَدْعُوهُمْلَايَسْمَعُوادُعَآءَكُمْوَلَوْسَمِعُوامَاٱسْتَجَابُوالَكُمْوَيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِيَكْفُرُونَبِشِرْكِكُمْوَلَايُنَبِّئُكَمِثْلُخَبِيرٍ١٤
İn ted’ûhüm lâ yesme’û dü’âeküm. velev semi’û me-stecâbû leküm. veyevme-lkiyâmeti yekfürûne bişirkiküm. velâ yünebbiüke mislü habîr.

Onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler; işitmiş olsalar bile size cevap veremezler; ama kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Herşeyden haberdar olan Allah gibi, sana kimse haber vermez.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُأَنتُمُٱلْفُقَرَآءُإِلَىٱللَّهِوَٱللَّهُهُوَٱلْغَنِىُّٱلْحَمِيدُ١٥
Yâ eyyühe-nnâsü entümü-lfükarâü ile-llâh. vellâhü hüve-lganiyyü-lhamîd.

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız, Allah ise müstağnidir, övülmeğe layık olandır.

إِنيَشَأْيُذْهِبْكُمْوَيَأْتِبِخَلْقٍجَدِيدٍ١٦
İy yeşe' yüzhibküm veye'ti bihalkin cedîd.

Dilerse sizi yokeder, yeniden başkalarını yaratır.

وَمَاذَٰلِكَعَلَىٱللَّهِبِعَزِيزٍ١٧
Vemâ zâlike ’ale-llâhi bi’azîz.

Bu, Allah'a göre zor değildir.

وَلَاتَزِرُوَازِرَةٌوِزْرَأُخْرَىٰوَإِنتَدْعُمُثْقَلَةٌإِلَىٰحِمْلِهَالَايُحْمَلْمِنْهُشَىْءٌوَلَوْكَانَذَاقُرْبَىٰٓإِنَّمَاتُنذِرُٱلَّذِينَيَخْشَوْنَرَبَّهُمبِٱلْغَيْبِوَأَقَامُواٱلصَّلَوٰةَوَمَنتَزَكَّىٰفَإِنَّمَايَتَزَكَّىٰلِنَفْسِهِوَإِلَىٱللَّهِٱلْمَصِيرُ١٨
Velâ teziru vâziratüv vizra uhrâ. vein ted’u müskaletün ilâ himlihâ lâ yuhmel minhü şey'üv velev kâne zâ kurbâ. innemâ tünziru-llezîne yahşevne rabbehüm bilgaybi veekâmu-ssalâh. vemen tezekkâ feinnemâ yetezekkâ linefsih. veile-llâhi-lmesîr.

Günahkar kimse diğerinin günahını çekmez. Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz. Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah'adır.

وَمَايَسْتَوِىٱلْأَعْمَىٰوَٱلْبَصِيرُ١٩
Vemâ yestevi-l'a’mâ velbesîr.

Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir.

وَلَاٱلظُّلُمَـٰتُوَلَاٱلنُّورُ٢٠
Vele-zzulümâtü vele-nnûr.

Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay