Hac Suresi

78 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُٱتَّقُوارَبَّكُمْإِنَّزَلْزَلَةَٱلسَّاعَةِشَىْءٌعَظِيمٌ١
Yâ eyyühe-nnâsü-ttekû rabbeküm. inne zelzelete-ssâ’ati şey'ün ’azîm.

Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.

يَوْمَتَرَوْنَهَاتَذْهَلُكُلُّمُرْضِعَةٍعَمَّآأَرْضَعَتْوَتَضَعُكُلُّذَاتِحَمْلٍحَمْلَهَاوَتَرَىٱلنَّاسَسُكَـٰرَىٰوَمَاهُمبِسُكَـٰرَىٰوَلَـٰكِنَّعَذَابَٱللَّهِشَدِيدٌ٢
Yevme teravnehâ tezhelü küllü mürdi’atin ’ammâ erda’at vetede’u küllü zâti hamlin hamlehâ vetera-nnâse sükârâ vemâ hüm bisükârâ velâkinne ’azâbe-llâhi şedîd.

Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler, fakat bu sadece Allah'ın azabının çetin olmasındandır.

وَمِنَٱلنَّاسِمَنيُجَـٰدِلُفِىٱللَّهِبِغَيْرِعِلْمٍوَيَتَّبِعُكُلَّشَيْطَـٰنٍمَّرِيدٍ٣
Vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri ’ilmiv veyettebi’u külle şeytânim merîd.

Allah hakkında bilmeden taşıyan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.

كُتِبَعَلَيْهِأَنَّهُمَنتَوَلَّاهُفَأَنَّهُيُضِلُّهُوَيَهْدِيهِإِلَىٰعَذَابِٱلسَّعِيرِ٤
Kütibe ’aleyhi ennehû men tevellâhü feennehû yüdillühû veyehdîhi ilâ ’azâbi-sse’îr.

Onun hakkında şöyle yazılmıştır: O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba götürür.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّاسُإِنكُنتُمْفِىرَيْبٍمِّنَٱلْبَعْثِفَإِنَّاخَلَقْنَـٰكُممِّنتُرَابٍثُمَّمِننُّطْفَةٍثُمَّمِنْعَلَقَةٍثُمَّمِنمُّضْغَةٍمُّخَلَّقَةٍوَغَيْرِمُخَلَّقَةٍلِّنُبَيِّنَلَكُمْوَنُقِرُّفِىٱلْأَرْحَامِمَانَشَآءُإِلَىٰٓأَجَلٍمُّسَمًّىثُمَّنُخْرِجُكُمْطِفْلًاثُمَّلِتَبْلُغُوٓاأَشُدَّكُمْوَمِنكُممَّنيُتَوَفَّىٰوَمِنكُممَّنيُرَدُّإِلَىٰٓأَرْذَلِٱلْعُمُرِلِكَيْلَايَعْلَمَمِنبَعْدِعِلْمٍشَيْـًٔاوَتَرَىٱلْأَرْضَهَامِدَةًفَإِذَآأَنزَلْنَاعَلَيْهَاٱلْمَآءَٱهْتَزَّتْوَرَبَتْوَأَنبَتَتْمِنكُلِّزَوْجٍبَهِيجٍ٥
Yâ eyyühe-nnâsü in küntüm fî raybim mine-lba’si feinnâ halaknâküm min türâbin sümme min nutfetin sümme min ’alekatin sümme mim mudgatim mühallekativ vegayri mühallekatil linübeyyine leküm. venükirru fi-l'erhâmi mâ neşâü ilâ ecelim müsemmen sümme nuhricüküm tiflen sümme liteblügû eşüddeküm. veminküm mey yüteveffâ veminküm mey yüraddü ilâ erzeli-l’umüri likeylâ ya’leme mim ba’di ’ilmin şey'â. vetera-l'arda hâmideten feizâ enzelnâ ’aleyhe-lmâe-htezzet verabet veembetet min külli zevcim behîc.

Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.

ذَٰلِكَبِأَنَّٱللَّهَهُوَٱلْحَقُّوَأَنَّهُيُحْىِٱلْمَوْتَىٰوَأَنَّهُعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ٦
Zâlike bienne-llâhe hüve-lhakku veennehû yuhyi-lmevtâ veennehû ’alâ külli şey'in kadîr.

Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.

وَأَنَّٱلسَّاعَةَءَاتِيَةٌلَّارَيْبَفِيهَاوَأَنَّٱللَّهَيَبْعَثُمَنفِىٱلْقُبُورِ٧
Veenne-ssâ’ate âtiyetül lâ raybe fîhâ veenne-llâhe yeb’asü men fi-lkubûr.

Bunlar, yalnız Allah'ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.

وَمِنَٱلنَّاسِمَنيُجَـٰدِلُفِىٱللَّهِبِغَيْرِعِلْمٍوَلَاهُدًىوَلَاكِتَـٰبٍمُّنِيرٍ٨
Vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri ’ilmiv velâ hüdev velâ kitâbim münîr.

Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.

ثَانِىَعِطْفِهِلِيُضِلَّعَنسَبِيلِٱللَّهِلَهُفِىٱلدُّنْيَاخِزْىٌوَنُذِيقُهُيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِعَذَابَٱلْحَرِيقِ٩
Sâniye ’itfihî liyüdille ’an sebîli-llâh. lehû fi-ddünyâ hizyüv venüzîkuhû yevme-lkiyâmeti ’azâbe-lharîk.

Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.

ذَٰلِكَبِمَاقَدَّمَتْيَدَاكَوَأَنَّٱللَّهَلَيْسَبِظَلَّـٰمٍلِّلْعَبِيدِ١٠
Zâlike bimâ kaddemet yedâke veenne-llâhe leyse bizallâmil lil’abîd.

Ona: "Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür" denir, yoksa Allah, kullarına karşı hiç de zalim değildir.

وَمِنَٱلنَّاسِمَنيَعْبُدُٱللَّهَعَلَىٰحَرْفٍفَإِنْأَصَابَهُخَيْرٌٱطْمَأَنَّبِهِوَإِنْأَصَابَتْهُفِتْنَةٌٱنقَلَبَعَلَىٰوَجْهِهِخَسِرَٱلدُّنْيَاوَٱلْـَٔاخِرَةَذَٰلِكَهُوَٱلْخُسْرَانُٱلْمُبِينُ١١
Vemine-nnâsi mey ya’büdü-llâhe ’alâ harf. fein esâbehû hayrun-tmeenne bih. vein esâbethü fitnetün-nkalebe ’alâ vechih. hasira-ddünyâ vel'âhirah. zâlike hüve-lhusrânü-lmübîn.

İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

يَدْعُوامِندُونِٱللَّهِمَالَايَضُرُّهُوَمَالَايَنفَعُهُذَٰلِكَهُوَٱلضَّلَـٰلُٱلْبَعِيدُ١٢
Yed’û min dûni-llâhi mâ lâ yedurruhû vemâ lâ yenfe’uh. zâlike hüve-ddalâlü-lbe’îd.

Allah'ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.

يَدْعُوالَمَنضَرُّهُٓأَقْرَبُمِننَّفْعِهِلَبِئْسَٱلْمَوْلَىٰوَلَبِئْسَٱلْعَشِيرُ١٣
Yed’û lemen darruhû akrabü min nef’ih. lebi'se-lmevlâ velebi'se-l’aşîr.

Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır!

إِنَّٱللَّهَيُدْخِلُٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِجَنَّـٰتٍتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَـٰرُإِنَّٱللَّهَيَفْعَلُمَايُرِيدُ١٤
İnne-llâhe yüdhilü-llezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti cennâtin tecrî min tahtihe-l'enhâr. inne-llâhe yef’alü mâ yürîd.

Doğrusu Allah, inananları ve yararlı işler işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, şüphesiz, istediğini yapar.

مَنكَانَيَظُنُّأَنلَّنيَنصُرَهُٱللَّهُفِىٱلدُّنْيَاوَٱلْـَٔاخِرَةِفَلْيَمْدُدْبِسَبَبٍإِلَىٱلسَّمَآءِثُمَّلْيَقْطَعْفَلْيَنظُرْهَلْيُذْهِبَنَّكَيْدُهُمَايَغِيظُ١٥
Men kâne yezunnü el ley yensurahü-llâhü fi-ddünyâ vel'âhirati felyemdüd bisebebin ile-ssemâi sümme liyakta’ felyenzur hel yüzhibenne keydühû mâ yegîz.

Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?

وَكَذَٰلِكَأَنزَلْنَـٰهُءَايَـٰتٍبَيِّنَـٰتٍوَأَنَّٱللَّهَيَهْدِىمَنيُرِيدُ١٦
Vekezâlike enzelnâhü âyâtim beyyinâtiv veenne-llâhe yehdî mey yürîd.

İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.

إِنَّٱلَّذِينَءَامَنُواوَٱلَّذِينَهَادُواوَٱلصَّـٰبِـِٔينَوَٱلنَّصَـٰرَىٰوَٱلْمَجُوسَوَٱلَّذِينَأَشْرَكُوٓاإِنَّٱللَّهَيَفْصِلُبَيْنَهُمْيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِإِنَّٱللَّهَعَلَىٰكُلِّشَىْءٍشَهِيدٌ١٧
İnne-llezîne âmenû vellezîne hâdû vessâbi'îne vennesârâ velmecûse vellezîne eşrakû. inne-llâhe yefsilü beynehüm yevme-lkiyâmeh. inne-llâhe ’alâ külli şey'in şehîd.

Doğrusu, inananlar ve yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler, ortak koşanlar arasında, kıyamet günü Allah kesin hüküm verecektir. Doğrusu Allah herşeye şahiddir.

أَلَمْتَرَأَنَّٱللَّهَيَسْجُدُلَهُمَنفِىٱلسَّمَـٰوَٰتِوَمَنفِىٱلْأَرْضِوَٱلشَّمْسُوَٱلْقَمَرُوَٱلنُّجُومُوَٱلْجِبَالُوَٱلشَّجَرُوَٱلدَّوَآبُّوَكَثِيرٌمِّنَٱلنَّاسِوَكَثِيرٌحَقَّعَلَيْهِٱلْعَذَابُوَمَنيُهِنِٱللَّهُفَمَالَهُمِنمُّكْرِمٍإِنَّٱللَّهَيَفْعَلُمَايَشَآءُ١٨
Elem tera enne-llâhe yescüdü lehû men fi-ssemâvâti vemen fi-l'ardi veşşemsü velkameru vennücûmü velcibâlü veşşeceru veddevâbbü vekesîrum mine-nnâs. vekesîrun hakka ’aleyhi-l’azâb. vemey yühini-llâhü femâ lehû mim mükrim. inne-llâhe yef’alü mâ yeşâ'.

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.

هَـٰذَانِخَصْمَانِٱخْتَصَمُوافِىرَبِّهِمْفَٱلَّذِينَكَفَرُواقُطِّعَتْلَهُمْثِيَابٌمِّننَّارٍيُصَبُّمِنفَوْقِرُءُوسِهِمُٱلْحَمِيمُ١٩
Hâzâni hasmâni-htesamû fî rabbihim. fellezîne keferû kutti’at lehüm siyâbüm min nârin. yüsabbü min fevki ruûsihimü-lhamîm.

İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

يُصْهَرُبِهِمَافِىبُطُونِهِمْوَٱلْجُلُودُ٢٠
Yusheru bihî mâ fî bütûnihim velcülûd.

İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay