Mü'minûn Suresi

118 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
قَدْأَفْلَحَٱلْمُؤْمِنُونَ١
Kad efleha-lmü'minûn.

Müminler saadete ermişlerdir.

ٱلَّذِينَهُمْفِىصَلَاتِهِمْخَـٰشِعُونَ٢
Ellezîne hüm fî salâtihim hâşi’ûn.

Onlar namazda huşu içindedirler.

وَٱلَّذِينَهُمْعَنِٱللَّغْوِمُعْرِضُونَ٣
Vellezîne hüm ’ani-llagvi mü’ridûn.

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

وَٱلَّذِينَهُمْلِلزَّكَوٰةِفَـٰعِلُونَ٤
Vellezîne hüm lilzekâti fâ’ilûn.

Onlar zekatlarını verirler.

وَٱلَّذِينَهُمْلِفُرُوجِهِمْحَـٰفِظُونَ٥
Vellezîne hüm lifürûcihim hâfizûn.

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

إِلَّاعَلَىٰٓأَزْوَٰجِهِمْأَوْمَامَلَكَتْأَيْمَـٰنُهُمْفَإِنَّهُمْغَيْرُمَلُومِينَ٦
İllâ ’alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

فَمَنِٱبْتَغَىٰوَرَآءَذَٰلِكَفَأُولَـٰٓئِكَهُمُٱلْعَادُونَ٧
Femeni-btegâ verâe zâlike feülâike hümü-l’âdûn.

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.

وَٱلَّذِينَهُمْلِأَمَـٰنَـٰتِهِمْوَعَهْدِهِمْرَٰعُونَ٨
Vellezîne hüm liemânâtihim ve’ahdihim râ’ûn.

Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

وَٱلَّذِينَهُمْعَلَىٰصَلَوَٰتِهِمْيُحَافِظُونَ٩
Vellezîne hüm ’alâ salevâtihim yühâfizûn.

Namazlarına riayet ederler.

أُولَـٰٓئِكَهُمُٱلْوَٰرِثُونَ١٠
Ülâike hümü-lvârisûn.

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

ٱلَّذِينَيَرِثُونَٱلْفِرْدَوْسَهُمْفِيهَاخَـٰلِدُونَ١١
Ellezîne yerisûne-lfirdevs. hüm fîhâ hâlidûn.

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

وَلَقَدْخَلَقْنَاٱلْإِنسَـٰنَمِنسُلَـٰلَةٍمِّنطِينٍ١٢
Velekad halakne-l'insâne min sülâletim min tîn.

And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.

ثُمَّجَعَلْنَـٰهُنُطْفَةًفِىقَرَارٍمَّكِينٍ١٣
Sümme ce’alnâhü nutfeten fî karârim mekîn.

Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

ثُمَّخَلَقْنَاٱلنُّطْفَةَعَلَقَةًفَخَلَقْنَاٱلْعَلَقَةَمُضْغَةًفَخَلَقْنَاٱلْمُضْغَةَعِظَـٰمًافَكَسَوْنَاٱلْعِظَـٰمَلَحْمًاثُمَّأَنشَأْنَـٰهُخَلْقًاءَاخَرَفَتَبَارَكَٱللَّهُأَحْسَنُٱلْخَـٰلِقِينَ١٤
Sümme halakne-nnutfete ’alekaten fehalakne-l’alekate mudgaten fehalakne-lmudgate ’izâmen fekesevne-l’izâme lahmâ. sümme enşe'nâhü halkan âhar. fetebârake-llâhü ahsenü-lhâlikîn.

Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!

ثُمَّإِنَّكُمبَعْدَذَٰلِكَلَمَيِّتُونَ١٥
Sümme inneküm ba’de zâlike lemeyyitûn.

Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.

ثُمَّإِنَّكُمْيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِتُبْعَثُونَ١٦
Sümme inneküm yevme-lkiyâmeti tüb’asûn.

Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.

وَلَقَدْخَلَقْنَافَوْقَكُمْسَبْعَطَرَآئِقَوَمَاكُنَّاعَنِٱلْخَلْقِغَـٰفِلِينَ١٧
Velekad halaknâ fevkaküm seb’a tarâik. vemâ künnâ ’ani-lhalki gâfilîn.

And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.

وَأَنزَلْنَامِنَٱلسَّمَآءِمَآءًبِقَدَرٍفَأَسْكَنَّـٰهُفِىٱلْأَرْضِوَإِنَّاعَلَىٰذَهَابٍبِهِلَقَـٰدِرُونَ١٨
Veenzelnâ mine-ssemâi mâem bikaderin feeskennâhü fi-l'ard. veinnâ ’alâ zehâbim bihî lekâdirûn.

Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.

فَأَنشَأْنَالَكُمبِهِجَنَّـٰتٍمِّننَّخِيلٍوَأَعْنَـٰبٍلَّكُمْفِيهَافَوَٰكِهُكَثِيرَةٌوَمِنْهَاتَأْكُلُونَ١٩
Feenşe'nâ leküm bihî cennâtim min nehîliv vea’nâb. leküm fîhâ fevâkihü kesîratüv veminhâ te'külûn.

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

وَشَجَرَةًتَخْرُجُمِنطُورِسَيْنَآءَتَنبُتُبِٱلدُّهْنِوَصِبْغٍلِّلْـَٔاكِلِينَ٢٠
Veşeceraten tahrucü min tûri seynâe tembütü biddühni vesibgil lil'âkilîn.

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay