Nûr Suresi

64 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
سُورَةٌأَنزَلْنَـٰهَاوَفَرَضْنَـٰهَاوَأَنزَلْنَافِيهَآءَايَـٰتٍبَيِّنَـٰتٍلَّعَلَّكُمْتَذَكَّرُونَ١
Sûratün enzelnâhâ veferadnâhâ veenzelnâ fîhâ âyâtim beyyinâtil le’alleküm tezekkerûn.

Bu, indirip, hükümlerini kesinleştirdiğimiz suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.

ٱلزَّانِيَةُوَٱلزَّانِىفَٱجْلِدُواكُلَّوَٰحِدٍمِّنْهُمَامِائَةَجَلْدَةٍوَلَاتَأْخُذْكُمبِهِمَارَأْفَةٌفِىدِينِٱللَّهِإِنكُنتُمْتُؤْمِنُونَبِٱللَّهِوَٱلْيَوْمِٱلْـَٔاخِرِوَلْيَشْهَدْعَذَابَهُمَاطَآئِفَةٌمِّنَٱلْمُؤْمِنِينَ٢
Ezzâniyetü vezzânî feclidû külle vâhidim minhümâ miete celdeh. velâ te'huzküm bihimâ ra'fetün fî dîni-llâhi in küntüm tü'minûne billâhi velyevmi-l'âhir. velyeşhed ’azâbehümâ tâifetüm mine-lmü'minîn.

Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.

ٱلزَّانِىلَايَنكِحُإِلَّازَانِيَةًأَوْمُشْرِكَةًوَٱلزَّانِيَةُلَايَنكِحُهَآإِلَّازَانٍأَوْمُشْرِكٌوَحُرِّمَذَٰلِكَعَلَىٱلْمُؤْمِنِينَ٣
Ezzânî lâ yenkihu illâ zâniyeten ev müşrikeh. vezzâniyetü lâ yenkihuhâ illâ zânin ev müşrik. vehurrime zâlike ’ale-lmü'minîn.

Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.

وَٱلَّذِينَيَرْمُونَٱلْمُحْصَنَـٰتِثُمَّلَمْيَأْتُوابِأَرْبَعَةِشُهَدَآءَفَٱجْلِدُوهُمْثَمَـٰنِينَجَلْدَةًوَلَاتَقْبَلُوالَهُمْشَهَـٰدَةًأَبَدًاوَأُولَـٰٓئِكَهُمُٱلْفَـٰسِقُونَ٤
Vellezîne yermûne-lmuhsenâti sümme lem ye'tû bierbe’ati şühedâe feclidûhüm semânîne celdetev velâ takbelû lehüm şehâdeten ebedâ. veülâike hümü-lfâsikûn.

İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.

إِلَّاٱلَّذِينَتَابُوامِنبَعْدِذَٰلِكَوَأَصْلَحُوافَإِنَّٱللَّهَغَفُورٌرَّحِيمٌ٥
İlle-llezîne tâbû mim ba’di zâlike veaslehû. feinne-llâhe gafûrur rahîm.

Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.

وَٱلَّذِينَيَرْمُونَأَزْوَٰجَهُمْوَلَمْيَكُنلَّهُمْشُهَدَآءُإِلَّآأَنفُسُهُمْفَشَهَـٰدَةُأَحَدِهِمْأَرْبَعُشَهَـٰدَٰتٍبِٱللَّهِإِنَّهُلَمِنَٱلصَّـٰدِقِينَ٦
Vellezîne yermûne ezvâcehüm velem yekül lehüm şühedâü illâ enfüsühüm feşehâdetü ehadihim erbe’u şehâdâtim billâhi innehû lemine-ssâdikîn.

Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.

وَٱلْخَـٰمِسَةُأَنَّلَعْنَتَٱللَّهِعَلَيْهِإِنكَانَمِنَٱلْكَـٰذِبِينَ٧
Velhâmisetü enne la’nete-llâhi ’aleyhi in kâne mine-lkâzibîn.

Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.

وَيَدْرَؤُاعَنْهَاٱلْعَذَابَأَنتَشْهَدَأَرْبَعَشَهَـٰدَٰتٍبِٱللَّهِإِنَّهُلَمِنَٱلْكَـٰذِبِينَ٨
Veyedraü ’anhe-l’azâbe en teşhede erbe’a şehâdâtim billâhi innehû lemine-lkâzibîn.

Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.

وَٱلْخَـٰمِسَةَأَنَّغَضَبَٱللَّهِعَلَيْهَآإِنكَانَمِنَٱلصَّـٰدِقِينَ٩
Velhâmisete enne gadabe-llâhi ’aleyhâ in kâne mine-ssâdikîn.

Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.

وَلَوْلَافَضْلُٱللَّهِعَلَيْكُمْوَرَحْمَتُهُوَأَنَّٱللَّهَتَوَّابٌحَكِيمٌ١٠
Velevlâ fadlü-llâhi ’aleyküm verahmetühû veenne-llâhe tevvâbün hakîm.

Allah'ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakim olmasaydı suçlunun hemen cezasını verirdi.

إِنَّٱلَّذِينَجَآءُوبِٱلْإِفْكِعُصْبَةٌمِّنكُمْلَاتَحْسَبُوهُشَرًّالَّكُمبَلْهُوَخَيْرٌلَّكُمْلِكُلِّٱمْرِئٍمِّنْهُممَّاٱكْتَسَبَمِنَٱلْإِثْمِوَٱلَّذِىتَوَلَّىٰكِبْرَهُمِنْهُمْلَهُعَذَابٌعَظِيمٌ١١
İnne-llezîne câû bil'ifki ’usbetüm minküm. lâ tahsebûhü şerral leküm. bel hüve hayrul leküm. likülli-mriim minhüm me-ktesebe mine-l'ism. vellezî tevellâ kibrahû minhüm lehû ’azâbün ’azîm.

(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.

لَّوْلَآإِذْسَمِعْتُمُوهُظَنَّٱلْمُؤْمِنُونَوَٱلْمُؤْمِنَـٰتُبِأَنفُسِهِمْخَيْرًاوَقَالُواهَـٰذَآإِفْكٌمُّبِينٌ١٢
Levlâ iz semi’tümûhü zanne-lmü'minûne velmü'minâtü bienfüsihim hayrav vekâlû hâzâ ifküm mübîn.

Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

لَّوْلَاجَآءُوعَلَيْهِبِأَرْبَعَةِشُهَدَآءَفَإِذْلَمْيَأْتُوابِٱلشُّهَدَآءِفَأُولَـٰٓئِكَعِندَٱللَّهِهُمُٱلْكَـٰذِبُونَ١٣
Levlâ câû ’aleyhi bierbe’ati şühedâ'. feiz lem ye'tû bişşühedâi feülâike ’inde-llâhi hümü-lkâzibûn.

Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.

وَلَوْلَافَضْلُٱللَّهِعَلَيْكُمْوَرَحْمَتُهُفِىٱلدُّنْيَاوَٱلْـَٔاخِرَةِلَمَسَّكُمْفِىمَآأَفَضْتُمْفِيهِعَذَابٌعَظِيمٌ١٤
Velevlâ fadlü-llâhi ’aleyküm verahmetühû fi-ddünyâ vel'âhirati lemesseküm fî mâ efadtüm fîhi ’azâbün ’azîm.

Allah'ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.

إِذْتَلَقَّوْنَهُبِأَلْسِنَتِكُمْوَتَقُولُونَبِأَفْوَاهِكُممَّالَيْسَلَكُمبِهِعِلْمٌوَتَحْسَبُونَهُهَيِّنًاوَهُوَعِندَٱللَّهِعَظِيمٌ١٥
İz telekkavnehû bielsinetiküm vetekûlûne biefvâhiküm mâ leyse leküm bihî ’ilmüv vetahsebûnehû heyyinâ. vehüve ’inde-llâhi ’azîm.

Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.

وَلَوْلَآإِذْسَمِعْتُمُوهُقُلْتُممَّايَكُونُلَنَآأَننَّتَكَلَّمَبِهَـٰذَاسُبْحَـٰنَكَهَـٰذَابُهْتَـٰنٌعَظِيمٌ١٦
Velevlâ iz semi’tümûhü kultüm mâ yekûnü lenâ en netekelleme bihâzâ. sübhâneke hâzâ bühtânün ’azîm.

O'nu işittiğinizde: "Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

يَعِظُكُمُٱللَّهُأَنتَعُودُوالِمِثْلِهِٓأَبَدًاإِنكُنتُممُّؤْمِنِينَ١٧
Ye’izukümü-llâhü en te’ûdû limislihî ebeden in küntüm mü'minîn.

Eğer mümin kişilerdenseniz, Allah buna benzer bir şeye bir daha dönmemenizi tavsiye eder.

وَيُبَيِّنُٱللَّهُلَكُمُٱلْـَٔايَـٰتِوَٱللَّهُعَلِيمٌحَكِيمٌ١٨
Veyübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyât. vellâhü ’alîmün hakîm.

Allah size ayetleri açıkça bildirir. Allah bilendir, Hakim'dir.

إِنَّٱلَّذِينَيُحِبُّونَأَنتَشِيعَٱلْفَـٰحِشَةُفِىٱلَّذِينَءَامَنُوالَهُمْعَذَابٌأَلِيمٌفِىٱلدُّنْيَاوَٱلْـَٔاخِرَةِوَٱللَّهُيَعْلَمُوَأَنتُمْلَاتَعْلَمُونَ١٩
İnne-llezîne yühibbûne en teşî’a-lfâhişetü fi-llezîne âmenû lehüm ’azâbün elîmün fi-ddünyâ vel'âhirah. vellâhü ya’lemü veentüm lâ ta’lemûn.

Müminler arasından hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.

وَلَوْلَافَضْلُٱللَّهِعَلَيْكُمْوَرَحْمَتُهُوَأَنَّٱللَّهَرَءُوفٌرَّحِيمٌ٢٠
Velevlâ fadlü-llâhi ’aleyküm verahmetühû veenne-llâhe raûfür rahîm.

Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay