Meryem Suresi

98 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
كٓهيعٓصٓ١
Kâf-hâ-yâ-’ayn-sâd.

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.

ذِكْرُرَحْمَتِرَبِّكَعَبْدَهُزَكَرِيَّآ٢
Zikru rahmeti rabbike ’abdehû zekeriyyâ.

Bu, Rabbinin kulu Zekeriya'ya olan rahmetini anmadır.

إِذْنَادَىٰرَبَّهُنِدَآءًخَفِيًّا٣
İz nâdâ rabbehû nidâen hafiyyâ.

O Rabbine içinden yalvarmıştı.

قَالَرَبِّإِنِّىوَهَنَٱلْعَظْمُمِنِّىوَٱشْتَعَلَٱلرَّأْسُشَيْبًاوَلَمْأَكُنبِدُعَآئِكَرَبِّشَقِيًّا٤
Kâle rabbi innî vehene-l’azmü minnî veşte’ale-rra'sü şeybev velem eküm bidü’âike rabbi şekiyyâ.

Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım."

وَإِنِّىخِفْتُٱلْمَوَٰلِىَمِنوَرَآءِىوَكَانَتِٱمْرَأَتِىعَاقِرًافَهَبْلِىمِنلَّدُنكَوَلِيًّا٥
Veinnî hiftü-lmevâliye miv verâî vekâneti-mraetî ’âkiran feheb lî mil ledünke veliyyâ.

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."

يَرِثُنِىوَيَرِثُمِنْءَالِيَعْقُوبَوَٱجْعَلْهُرَبِّرَضِيًّا٦
Yerisünî veyerisü min âli ya’kûb. vec’alhü rabbi radiyyâ.

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."

يَـٰزَكَرِيَّآإِنَّانُبَشِّرُكَبِغُلَـٰمٍٱسْمُهُيَحْيَىٰلَمْنَجْعَللَّهُمِنقَبْلُسَمِيًّا٧
Yâ zekeriyyâ innâ nübeşşiruke bigulâmin-smühû yahyâ lem nec’al lehû min kablü semiyyâ.

Allah: "Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" buyurdu.

قَالَرَبِّأَنَّىٰيَكُونُلِىغُلَـٰمٌوَكَانَتِٱمْرَأَتِىعَاقِرًاوَقَدْبَلَغْتُمِنَٱلْكِبَرِعِتِيًّا٨
Kâle rabbi ennâ yekûnü lî gulâmüv vekâneti-mraetî ’âkirav vekad belagtü mine-lkiberi ’itiyyâ.

Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

قَالَكَذَٰلِكَقَالَرَبُّكَهُوَعَلَىَّهَيِّنٌوَقَدْخَلَقْتُكَمِنقَبْلُوَلَمْتَكُشَيْـًٔا٩
Kâle kezâlik. kâle rabbüke hüve ’aleyye heyyinüv vekad halaktüke min kablü velem tekü şey'â.

Allah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi.

قَالَرَبِّٱجْعَللِّىٓءَايَةًقَالَءَايَتُكَأَلَّاتُكَلِّمَٱلنَّاسَثَلَـٰثَلَيَالٍسَوِيًّا١٠
Kâle rabbi-c’al lî âyeh. kâle âyetüke ellâ tükellime-nnâse selâse leyâlin seviyyâ.

Zekeriya "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu.

فَخَرَجَعَلَىٰقَوْمِهِمِنَٱلْمِحْرَابِفَأَوْحَىٰٓإِلَيْهِمْأَنسَبِّحُوابُكْرَةًوَعَشِيًّا١١
Feharace ’alâ kavmihî mine-lmihrâbi feevhâ ileyhim en sebbihû bükratev ve’aşiyyâ.

Zekeriya bunun üzerine mabedden çıkıp milletine: "Sabah akşam Allah'ı tesbih edin" diye işarette bulundu.

يَـٰيَحْيَىٰخُذِٱلْكِتَـٰبَبِقُوَّةٍوَءَاتَيْنَـٰهُٱلْحُكْمَصَبِيًّا١٢
Yâ yahyâ huzi-lkitâbe bikuvveh. veâteynâhü-lhukme sabiyyâ.

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

وَحَنَانًامِّنلَّدُنَّاوَزَكَوٰةًوَكَانَتَقِيًّا١٣
Vehanânem mil ledünnâ vezekâh. vekâne tekiyyâ.

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

وَبَرًّابِوَٰلِدَيْهِوَلَمْيَكُنجَبَّارًاعَصِيًّا١٤
Veberram bivâlideyhi velem yekün cebbâran ’asiyyâ.

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

وَسَلَـٰمٌعَلَيْهِيَوْمَوُلِدَوَيَوْمَيَمُوتُوَيَوْمَيُبْعَثُحَيًّا١٥
Veselâmün ’aleyhi yevme vulide veyevme yemûtü veyevme yüb’asü hayyâ.

Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun.

وَٱذْكُرْفِىٱلْكِتَـٰبِمَرْيَمَإِذِٱنتَبَذَتْمِنْأَهْلِهَامَكَانًاشَرْقِيًّا١٦
Vezkür fi-lkitâbi meryem. izi-ntebezet min ehlihâ mekânen şerkiyyâ.

Kitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti.

فَٱتَّخَذَتْمِندُونِهِمْحِجَابًافَأَرْسَلْنَآإِلَيْهَارُوحَنَافَتَمَثَّلَلَهَابَشَرًاسَوِيًّا١٧
Fettehazet min dûnihim hicâben feerselnâ ileyhâ rûhanâ fetemessele lehâ beşeran seviyyâ.

Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.

قَالَتْإِنِّىٓأَعُوذُبِٱلرَّحْمَـٰنِمِنكَإِنكُنتَتَقِيًّا١٨
Kâlet innî e’ûzü birrahmâni minke in künte tekiyyâ.

Meryem: "Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sığınırım" dedi.

قَالَإِنَّمَآأَنَارَسُولُرَبِّكِلِأَهَبَلَكِغُلَـٰمًازَكِيًّا١٩
Kâle innemâ ene rasûlü rabbik. liehebe leki gulâmen zekiyyâ.

Cebrail: "Ben temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim" dedi.

قَالَتْأَنَّىٰيَكُونُلِىغُلَـٰمٌوَلَمْيَمْسَسْنِىبَشَرٌوَلَمْأَكُبَغِيًّا٢٠
Kâlet ennâ yekûnü lî gulâmüv velem yemsesnî beşeruv velem ekü begiyyâ.

Meryem: "Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?" dedi.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay