Tâhâ Suresi

135 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
طه١
Tâ-hâ.

Ta, Ha.

مَآأَنزَلْنَاعَلَيْكَٱلْقُرْءَانَلِتَشْقَىٰٓ٢
Mâ enzelnâ ’aleyke-lkur'âne liteşkâ.

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

إِلَّاتَذْكِرَةًلِّمَنيَخْشَىٰ٣
İllâ tezkiratel limey yahşâ.

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

تَنزِيلًامِّمَّنْخَلَقَٱلْأَرْضَوَٱلسَّمَـٰوَٰتِٱلْعُلَى٤
Tenzîlem mimmen haleka-l'arda vessemâvâti-l’ulâ.

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

ٱلرَّحْمَـٰنُعَلَىٱلْعَرْشِٱسْتَوَىٰ٥
Errahmânü ’ale-l’arşi-stevâ.

Rahman arşa hükmetmektedir.

لَهُمَافِىٱلسَّمَـٰوَٰتِوَمَافِىٱلْأَرْضِوَمَابَيْنَهُمَاوَمَاتَحْتَٱلثَّرَىٰ٦
Lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'ardi vemâ beynehümâ vemâ tahte-sserâ.

Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur.

وَإِنتَجْهَرْبِٱلْقَوْلِفَإِنَّهُيَعْلَمُٱلسِّرَّوَأَخْفَى٧
Vein techer bilkavli feinnehû ya’lemü-ssirra veahfâ.

Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.

ٱللَّهُلَآإِلَـٰهَإِلَّاهُوَلَهُٱلْأَسْمَآءُٱلْحُسْنَىٰ٨
Allâhü lâ ilâhe illâ hû. lehü-l'esmâü-lhusnâ.

Allah'tan başka tanrı yoktur, en güzel isimler O'nundur.

وَهَلْأَتَىٰكَحَدِيثُمُوسَىٰٓ٩
Vehel etâke hadîsü mûsâ.

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

إِذْرَءَانَارًافَقَالَلِأَهْلِهِٱمْكُثُوٓاإِنِّىٓءَانَسْتُنَارًالَّعَلِّىٓءَاتِيكُممِّنْهَابِقَبَسٍأَوْأَجِدُعَلَىٱلنَّارِهُدًى١٠
İz raâ nâran fekâle liehlihi-mküsû innî ânestü nâral le’allî âtîküm minhâ bikabesin ev ecidü ’ale-nnâri hüdâ.

O, bir ateş görmüştü de, ailesine: "Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.

فَلَمَّآأَتَىٰهَانُودِىَيَـٰمُوسَىٰٓ١١
Felemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.

Musa ateşin yanına gelince: "Ey Musa!" diye seslenildi:

إِنِّىٓأَنَارَبُّكَفَٱخْلَعْنَعْلَيْكَإِنَّكَبِٱلْوَادِٱلْمُقَدَّسِطُوًى١٢
İnnî ene rabbüke fahla’ na’leyk. inneke bilvâdi-lmükaddesi tuvâ.

"Ben şüphesiz senin Rabbinim; ayağındakileri çıkar; çünkü sen, kutsal bir vadi olan Tuva'dasın."

وَأَنَاٱخْتَرْتُكَفَٱسْتَمِعْلِمَايُوحَىٰٓ١٣
Veene-htertüke festemi’ limâ yûhâ.

"Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle."

إِنَّنِىٓأَنَاٱللَّهُلَآإِلَـٰهَإِلَّآأَنَافَٱعْبُدْنِىوَأَقِمِٱلصَّلَوٰةَلِذِكْرِىٓ١٤
İnnenî ene-llâhü lâ ilâhe illâ ene fa’büdnî veekimi-ssalâte lizikrî.

"Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl."

إِنَّٱلسَّاعَةَءَاتِيَةٌأَكَادُأُخْفِيهَالِتُجْزَىٰكُلُّنَفْسٍبِمَاتَسْعَىٰ١٥
İnne-ssâ’ate âtiyetün ekâdü uhfîhâ litüczâ küllü nefsim bimâ tes’â.

Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.

فَلَايَصُدَّنَّكَعَنْهَامَنلَّايُؤْمِنُبِهَاوَٱتَّبَعَهَوَىٰهُفَتَرْدَىٰ١٦
Felâ yesuddenneke ’anhâ mel lâ yü'minü bihâ vettebe’a hevâhü feterdâ.

"Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun."

وَمَاتِلْكَبِيَمِينِكَيَـٰمُوسَىٰ١٧
Vemâ tilke biyemînike yâ mûsâ.

"Ey Musa! Sağ elindeki nedir?"

قَالَهِىَعَصَاىَأَتَوَكَّؤُاعَلَيْهَاوَأَهُشُّبِهَاعَلَىٰغَنَمِىوَلِىَفِيهَامَـَٔارِبُأُخْرَىٰ١٨
Kâle hiye ’asây. etevekkeü ’aleyhâ veehüşşü bihâ ’alâ ganemî veliye fîhâ meâribü uhrâ.

Musa: "O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım" dedi.

قَالَأَلْقِهَايَـٰمُوسَىٰ١٩
Kâle elkihâ yâ mûsâ.

Allah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi.

فَأَلْقَىٰهَافَإِذَاهِىَحَيَّةٌتَسْعَىٰ٢٠
Feelkâhâ feizâ hiye hayyetün tes’â.

Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay