Tûr Suresi

49 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
وَٱلطُّورِ١
Vettûr.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

وَكِتَـٰبٍمَّسْطُورٍ٢
Vekitâbim mestûr.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

فِىرَقٍّمَّنشُورٍ٣
Fî rakkim menşûr.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

وَٱلْبَيْتِٱلْمَعْمُورِ٤
Velbeyti-lma’mûr.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

وَٱلسَّقْفِٱلْمَرْفُوعِ٥
Vessakfi-lmerfû’.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

وَٱلْبَحْرِٱلْمَسْجُورِ٦
Velbahri-lmescûr.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

إِنَّعَذَابَرَبِّكَلَوَٰقِعٌ٧
İnne ’azâbe rabbike levâki’.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

مَّالَهُمِندَافِعٍ٨
Mâ lehû min dâfi’.

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

يَوْمَتَمُورُٱلسَّمَآءُمَوْرًا٩
Yevme temûru-ssemâü mevrâ.

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

وَتَسِيرُٱلْجِبَالُسَيْرًا١٠
Vetesîru-lcibâlü seyrâ.

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

فَوَيْلٌيَوْمَئِذٍلِّلْمُكَذِّبِينَ١١
Feveylüy yevmeizil lilmükezzibîn.

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

ٱلَّذِينَهُمْفِىخَوْضٍيَلْعَبُونَ١٢
Ellezîne hüm fî havdiy yel’abûn.

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

يَوْمَيُدَعُّونَإِلَىٰنَارِجَهَنَّمَدَعًّا١٣
Yevme yüde’’ûne ilâ nâri cehenneme da’’â.

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

هَـٰذِهِٱلنَّارُٱلَّتِىكُنتُمبِهَاتُكَذِّبُونَ١٤
Hâzihi-nnâru-lletî küntüm bihâ tükezzibûn.

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

أَفَسِحْرٌهَـٰذَآأَمْأَنتُمْلَاتُبْصِرُونَ١٥
Efesihrun hâzâ em entüm lâ tübsirûn.

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

ٱصْلَوْهَافَٱصْبِرُوٓاأَوْلَاتَصْبِرُواسَوَآءٌعَلَيْكُمْإِنَّمَاتُجْزَوْنَمَاكُنتُمْتَعْمَلُونَ١٦
İslevhâ fasbirû ev lâ tasbirû. sevâün ’aleyküm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta’melûn.

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

إِنَّٱلْمُتَّقِينَفِىجَنَّـٰتٍوَنَعِيمٍ١٧
İnne-lmüttekîne fî cennâtiv vene’îm.

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

فَـٰكِهِينَبِمَآءَاتَىٰهُمْرَبُّهُمْوَوَقَىٰهُمْرَبُّهُمْعَذَابَٱلْجَحِيمِ١٨
Fâkihîne bimâ âtâhüm rabbühüm. vevekâhüm rabbühüm ’azâbe-lcehîm.

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

كُلُواوَٱشْرَبُواهَنِيٓـًٔابِمَاكُنتُمْتَعْمَلُونَ١٩
Külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta’melûn.

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

مُتَّكِـِٔينَعَلَىٰسُرُرٍمَّصْفُوفَةٍوَزَوَّجْنَـٰهُمبِحُورٍعِينٍ٢٠
Müttekiîne ’alâ sürurim masfûfeh. vezevvecnâhüm bihûrin ’în.

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay