Zâriyât Suresi

60 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِذَرْوًا١
Vezzâriyâti zervâ.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِوِقْرًا٢
Felhâmilâti vikrâ.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِيُسْرًا٣
Felcâriyâti yüsrâ.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِأَمْرًا٤
Felmükassimâti emrâ.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

إِنَّمَاتُوعَدُونَلَصَادِقٌ٥
İnnemâ tû’adûne lesâdik.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

وَإِنَّٱلدِّينَلَوَٰقِعٌ٦
Veinne-ddîne levâki’.

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

وَٱلسَّمَآءِذَاتِٱلْحُبُكِ٧
Vessemâi zâti-lhubük.

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

إِنَّكُمْلَفِىقَوْلٍمُّخْتَلِفٍ٨
İnneküm lefî kavlim muhtelif.

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

يُؤْفَكُعَنْهُمَنْأُفِكَ٩
Yü'fekü ’anhü men üfik.

Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.

قُتِلَٱلْخَرَّٰصُونَ١٠
Kutile-lharrâsûn.

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

ٱلَّذِينَهُمْفِىغَمْرَةٍسَاهُونَ١١
Ellezîne hüm fî gamratin sâhûn.

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

يَسْـَٔلُونَأَيَّانَيَوْمُٱلدِّينِ١٢
Yes'elûne eyyâne yevmü-ddîn.

İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.

يَوْمَهُمْعَلَىٱلنَّارِيُفْتَنُونَ١٣
Yevme hüm ’ale-nnâri yüftenûn.

O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.

ذُوقُوافِتْنَتَكُمْهَـٰذَاٱلَّذِىكُنتُمبِهِتَسْتَعْجِلُونَ١٤
Zûkû fitneteküm. hâze-llezî küntüm bihî testa’cilûn.

Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.

إِنَّٱلْمُتَّقِينَفِىجَنَّـٰتٍوَعُيُونٍ١٥
İnne-lmüttekîne fî cennâtiv ve’uyûn.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

ءَاخِذِينَمَآءَاتَىٰهُمْرَبُّهُمْإِنَّهُمْكَانُواقَبْلَذَٰلِكَمُحْسِنِينَ١٦
Âhizîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû kable zâlike muhsinîn.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

كَانُواقَلِيلًامِّنَٱلَّيْلِمَايَهْجَعُونَ١٧
Kânû kalîlem mine-lleyli mâ yehce’ûn.

Onlar, geceleri az uyuyanlardı.

وَبِٱلْأَسْحَارِهُمْيَسْتَغْفِرُونَ١٨
Vebil'eshâri hüm yestagfirûn.

Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

وَفِىٓأَمْوَٰلِهِمْحَقٌّلِّلسَّآئِلِوَٱلْمَحْرُومِ١٩
Vefî emvâlihim hakkul lissâili velmahrûm.

Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

وَفِىٱلْأَرْضِءَايَـٰتٌلِّلْمُوقِنِينَ٢٠
Vefi-l'ardi âyâtül lilmûkinîn.

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay